Ebedi, sessiz ve güzel Ürdün – Hürriyet

Kasım 7, 2022 0 Yazar: admin

HÜRRİYET’E BAĞLI KAL
E-Gazete ile tüm gelişmeler, bilgisayar, tablet ve telefonunda.
Hürriyet haberlerinden geri kalma, tüm aboneliklerini yönet ve abone ol.
Dünyadan en güncel haberler, Türkiye’den sondakika haberleri, ekonomi dünyasından en flaş gelişmeler için Hürriyet’in uygulamalarını kullanabilirsiniz.
Krallıkla yönetilen bir Ortadoğu devleti Ürdün. Bu bölgede petrolü ve doğalgazı olmayan nadir yerlerden biri olsa da Ürdün dinarı, dünyanın en güçlü para birimlerinden. Suriye, Irak, Lübnan, Filistin, Suudi Arabistan ve Mısır’a sınırı var, Ortadoğu’nun ortasında. Ülkede eğitime önem veriliyor. Ürdün Üniversitesi, dünyanın en iyi 500 üniversitesi listesinde. Bu mistik ülkeyi adım adım keşfediyoruz..

Ebedi, sessiz ve güzel Ürdün

Büyüleyici antik kentler
Dünyanın yeni 7 harikasından biri olan Petra’yı ilk ‘Indiana Jones-Kutsal Hazine Avcıları’ (Raiders of the Lost Ark-1981) filminde görmüştük. Filmin etkisinden midir bilinmez, kanyonun ortasındaki bu müthiş kentle ilk karşılaştığınızda büyülenmemek mümkün değil.
Nebatilerden kalma Petra aynı zamanda UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde. Tarihi MÖ 4’üncü yüzyıla kadar uzanıyor. Ticaretle zengin olan Nebatiler, zamanında çok güçlü bir uygarlıkmış. Şehirlerini de bu güce yakışır bir ihtişamla kurmuşlar. Roma döneminde gücünü kaybeden Nebatilerden sonra kent Emevilerin ve Abbasilerin egemenliğine girmiş. MS 4’üncü yüzyılda gözden düşen Petra, bir de bölgede şiddetli depremler yaşanınca, kelimenin tam anlamıyla unutulmuş. 1812’de “Keşfedilmemiş kayıp bir kent var” söyleminin peşine düşen İsviçreli gezgin Johann Ludwig Burckhardt’ın şehri ‘tesadüfen’ yeniden bulmasıyla Petra’nın kaderi bir kez daha değişmiş.
Petra, Yunanca ‘taş, kaya’ anlamına geliyor. Bölgedeki kayalarda yüksek miktarda demir oksit var. Güneş ışınlarının etkisiyle pembenin ve kırmızının birçok tonunu yansıtıyorlar. Bu ışık oyunları sebebiyle ‘Gül Şehri’ adıyla da anılan Petra’da kaya bloklarının ustalıkla tapınağa, tiyatroya, mezara dönüşümünü izlemek çok güzel.
Bunların arasındaki en etkileyici yapı olan El-Hazne yani ‘Hazine’nin bir anıt mezar olduğu düşünülüyor. Yüksekliği 40 metre civarındaki yapının üzerinde mitolojiden tanrı ve tanrıçalar betimlenmiş. Bu gizemli etkiyi biraz da yoluyla yaratıyor.
Daracık, görkemli bir kanyondan 1.5 kilometre yürüyerek hedefinize ulaşıyorsunuz. Bir de Petra’da gece keyfi yaşamanızı öneririz. Çünkü belli geceler mumlarla aydınlatılan antik kentin ‘Binbir Gece Masalları’nı aratmayan bir görüntüsü var. Petra’nın girişindeki müze kesinlikle görülmeye değer.

Ebedi, sessiz ve güzel Ürdün

Ceraş Antik Kenti
En iyi korunan Roma kenti
Amman’a yaklaşık 50 kilometra mesafedeki Ceraş Antik Kenti çok görkemli bir Roma şehri. Burası günümüzde Petra’dan sonra Ürdün’ün en büyük ikinci turizm merkezi konumunda. Geçmişin görkemini koruyarak günümüze dek ulaşan en önemli örnekler arasındaki şehre dev Hadrian Kemeri’nden geçerek giriyorsunuz.
At yarışlarının dışında gladyatör müsabakalarının da yapıldığı bir hipodrom karşılıyor sizi. Sonra görkemli bir kapıdan şehrin merkezine adım atıyorsunuz ve sıradışı mimarisiyle Oval Plaza çıkıyor karşınıza. Hemen soldaki tepede dev bir Zeus tapınağı görüyorsunuz. Tapınağın önündeki tiyatro çok iyi durumda.
Bir Roma şehrinin yaklaşık nüfusunu hesaplamak için tiyatro kapasitesini 10 ile çarptığımız göz önüne alınırsa 3 bin 500 kişilik bu yapı bize Ceraş nüfusunun zamanında yaklaşık 35 bin kişi olduğunu gösteriyor. Oval Plaza’nın devamında Cardo isimli, sütunlarla bezenmiş, dükkânların olduğu anacadde var.
Döneminin çok gelişmiş ticaret şehirlerinden biri olan Ceraş yaklaşık 2 bin 100 yıl önce Roma egemenliğine girmiş. En büyük 10 Roma şehrinden biri olmuş. 2 ve 3’üncü yüzyıllarda en görkemli dönemini yaşamış. MS 749’da büyük bir deprem sonucu çoğu bölümü yıkılmış olsa da Ceraş en iyi korunmuş Roma şehirlerinden biri kabul ediliyor. 16’ncı yüzyılın başlarında Osmanlı yönetimiyle yeniden ortaya çıkmış. Kazı çalışmalarını 1806’da Alman Jasper Seetzen başlatmış.
Amman’dan yaklaşık 335 kilometre uzaklıktaki Akabe ise ülkenin denize açılan kapısı. Ürdün’ün 26 kilometrelik bu sahil şeridi Kızıldeniz’in kumsalı ve benzersiz mercan resifleriyle ünlü. İsrail sınırındaki şehir, Mısır’daki Sina Çölü ve Suudi Arabistan’a da komşu. Liman bölgesinden baktığınızda karşıda İsrail’e ait Eylat’ı görüyorsunuz, onun devamıysa Mısır. Akabe’nin sualtı dünyası çoğu egzotik adadan daha iyi. Masmavi denizinde tabanı camdan teknelerle eşsiz mercan ve balık türlerini seyredebilir, hatta dalış yapabilirsiniz.

Ebedi, sessiz ve güzel Ürdün

Lut Gölü, namı diğer Ölü Deniz.
Denize kıyısı sınırlı olsa da Ürdün’de öyle bir göl var ki dünyaca ünlü. Yeryüzünün en alçakta kalan gölü Lut Gölü, namı diğer Ölü Deniz. Ölü Deniz diye anılmasının sebebi yüzde 30’lardaki tuz oranı nedeniyle birkaç organizma dışında hiçbir canlının bu suda yaşayamıyor olması. Yine tuz oranı sebebiyle gölde yüzerken batmanız neredeyse imkânsız. Göl, deniz seviyesinin yaklaşık 400 metre altında. Ölü Deniz’in hem suyunun hem çamurunun içerdiği minerallerle başta cilt hastalıkları ve romatizma olmak üzere çeşitli sağlık sorunlarına iyi geldiği düşünülüyor.
Doğanın mucizesi
Sıra geldi kendinizi başka bir gezegende gibi hissedeceğiniz Wadi Rum’a… Demir oksit içeriğinin bolluğundan farklı renge sahip kumların, tepelerin ve kayalıkların hayranlık uyandıran bir etkisi var. Güneş yükselirken ya da alçalırken tepelerden birine çıkıp doğanın her gün tekrarladığı mucizesine tanıklık etmek kesinlikle yaşanması gereken bir deneyim. Sabah gündoğumunun ardından çöl turları yapılıyor. Kanyonlara giriliyor, değişik uygarlıkların geride bıraktığı duvar resimlerine bakılıyor. Akşamları kamplarda ‘zarb’ denen, kuma gömülerek pişirilen, yanında sebzeyle servis edilen kebapları tadabilirsiniz. Geceleri gökyüzü yıldızlarla dolu, hatta bazı gecelerde Samanyolu’nu izleyebilirsiniz. Wadi Rum’da, Prens William ve Cambridge Düşesi Catherine’in de tatil için tercihi olan Palmera Camp Wadi Rum çok güzel bir adres. Memories Aicha Luxury Camp da iyi bir konaklama tercihi.
Petra’dan Wadi Rum’a giderken yolunuzun üzerinde Hicaz demiryolunun duraklarından birini görmek başka bir sürpriz oluyor. İstanbul-Hicaz arasında yapılması planlanan projenin 2. Abdülhamit tarafından 1900-1908 yıllarında Şam ile Medine arasındaki kısmı inşa ettirilmiş. Amacına ulaşamayan demiryolu o günlerin anısına günümüzde bir fotoğraf çekme durağı olarak hizmet veriyor.
Baharat, kilim ve tatlı…
Çöl topraklarıyla verimli Ürdün Vadisi’nde konumlanan Amman’ın tarihiyse 7 bin yıl öncesine uzanıyor. Taşın başrolde olduğu bu kent de İstanbul gibi 7 tepe üzerine kurulu. Batı Amman, modern yapılaşmasıyla daha zengin kesime ev sahipliği yapıyor. Doğu Amman ise tarihi binaları, otantik dokusu, ve mütevazı mekânlarıyla batının tam zıddı bir sosyoekonomik profil çiziyor. Amman merkezde baharat dükkânları, Ürdün işi kilimler, geleneksel ürünler ve tatlı satan mağazalar var.
Şehir manzarasını görmek için en ideal yer olan Amman Kalesi, dünyanın en eski yerleşimleri arasında sayılıyor. İçinde Emeviler döneminden kalan bir saray, bir Bizans kilisesi ve Herkül Tapınağı’na ait kalıntılar var.
Gökkuşağı Sokağı, Amman’da keşfedebileceğiniz en güzel yerlerden biri. Burada sadece kafe ve restoranlar yok. Aynı zamanda Ölü Deniz’in şifalı çamurundan yapılan bakım ürünlerini bulabileceğiniz dükkânlar ve kitapçılar var. Kral Abdullah ve Kraliçe Rania’nın uğrak yeri olan ve şehirdeki en iyi falafelci olarak bilinen Al Quds’ta mutlaka bir sandviç atıştırın. “Rahat rahat yiyeceğim” derseniz, adresiniz Sufra olsun. İyi bir akşam yemeği için Fakhreldin’i tercih edebilirsiniz. Semtte çatı katı restoranları da var. Wild Jordan Center’dan vadi manzarasını izlemek harika. Cantaloupe’ta da manzara güzel.
Gökkuşağı Sokağı’ndan ayrılıp yan sokaklarda yürürken yıllarca unutulan ama yeni açılan mekânlarla tekrar hayat bulan Weibdeh’e de gidip şehrin sanatla buluşan yüzüne şahitlik edin.
Seyahatimiz boyunca konakladığımız otellerden çok memnun kaldık. St. Regis Amman, W Hotel Amman ve Al Manara Aqaba otellerinin genel müdürü Erden Kendigelen’in Türk misafirperverliğini en iyi şekilde temsil etmesi bizim için ayrı bir gurur oldu. St. Regis Amman’ın 17’nci katındaki Zenith Restaurant’da, Türk şefin elinden çıkan muhteşem lezzetleri de ayrıca denemenizi öneririz.
YENİ YEDİ HARİKADAN BİRİ
Klasik ‘Dünyanın 7 Harikası’ listesinden günümüzde sadece Keops Piramidi görülebiliyor. Bu sebeple 2007 yılında internet üzerinden 100 milyondan fazla kişinin katıldığı bir oylama sonucunda ‘Dünyanın Yeni 7 Harikası’ seçildi. Listede Peru’daki Machu Picchu, Çin Seddi, Brezilya’daki Christo Redentor (Kurtarıcı İsa Heykeli), Meksika’daki Chichen Itza, Hindistan’daki Tac Mahal, İtalya’daki Kolezyum ve Ürdün’deki Petra Antik Kenti var.
Spor dünyasından tüm haberler, futbol severler için son dakika transfer haberleri, spor dünyasından dikkat çeken gelişmeler için Türkiye'nin haber sitesi http://hurriyet.com.tr ; haber içerikleri izin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Kanuna aykırı ve izinsiz olarak kopyalanamaz, başka yerde yayınlanamaz.
© Copyright 2022 Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş

source

Linkler