Hiperkolesterolemi Nedir? Yüksek Kolesterol Hastalığının Riskleri ve Tedavi Seçenekleri Nelerdir? – Evrim Ağacı

Eylül 21, 2022 0 Yazar: admin

Bu içerik, Evrim Ağacı’nın Hastalık Kataloğu projesinin bir parçası olarak hazırlanmıştır. Hastalık Kataloğu projesinin amacı, başta nadir hastalıklar ve Türkiye’yi etkileyen hastalıklar olmak üzere Dünya’da görülen bütün hastalıkları bir katalog halinde biriktirmek ve bunlara yönelik halka açık bir bilgilendirme ve endeks sistemi sunmaktır. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri‘ne tabidir.
Bu içerik tıp ve sağlık ile ilişkilidir. Sadece bilgi amaçlı olarak hazırlanmıştır. Bireysel bir tıbbi tavsiye olarak görülmemelidir. Evrim Ağacı‘ndaki hiçbir içerik; profesyonel bir hekim tarafından verilen tıbbi tavsiyelerin, konulan bir teşhisin veya önerilen bir tedavinin yerini alacak biçimde kullanılmamalıdır.
Kolesterol, insan yaşamı için gerekli olan lipofilik (yağda çözünür) bir moleküldür. Hücre zarının yapısal bir bilişenidir ve çeşitli steroid hormonları (örneğin, kortizon ve aldosteron ve adrenal androjenler) D vitamini, seks hormonları (testosteron, östrojenler ve progesteron) ve safra asitlerinin sentezlenmesi için bir yapı taşı görevi görür. Kolesterol, stabilite ve akışkanlık sağlayan yapısal rollerinin yanı sıra hücre fonksiyonunun düzenlenmesinde de önemli bir rol oynar.
Kolesterol birçok sağlıklı hücre fonksiyonunun merkezinde yer alırken, anormal kan konsantrasyonlarına ulaşmasına izin verilirse vücutta ciddi sorunlara neden olabilir. Yüksek Kolesterol olarak da bilinen Hiperkolesterolemi, bir hastanın kanındaki LDL-kolesterol konsantrasyonlarının yükseldiği durumu ifade eder. LDL-kolesterol seviyeleri çok yüksek olduğunda, erken aterosklerotik kardiyovasküler hastalık riski artar. Yüksek kolesterol seviyeleri, ayrıca kolelitiazis gibi birçok genetik hastalıkta da rol oynar.

Birkaç faktör, artmış LDL seviyelerine yol açabilir. Bu faktörlerden bazıları genetik, diyet, stres, hareketsiz yaşam tarzı, ilaçlar ve nefrotik sendrom ve hipotiroidizm gibi diğer bozuklukları içerir.
Diyet (beslenme alışkanlıkları), bireyler arasında kolesterol düzeyleri üzerinde değişken bir etkiye sahiptir. Bununla birlikte, doymuş yağlar ve trans yağlar bakımından yüksek diyetlerin kandaki kolesterolü artırabileceği gösterilmiştir.

Hiperkolesterolemi genellikle tıbbi olarak yaşam tarzı değişikliği ve ilaçlarla tedavi edilir. Yaşam tarzı değişikliklerinin amacı tipik olarak hastanın fiziksel aktiviteyi arttırması, kilo vermesi ve kalp sağlığına uygun bir diyeti takip etmesidir. Daha yüksek risk taşıyan hastalar için, bu davranış değişiklikleriyle birlikte lipid düşürücü bir ilaç kullanılabilir.
Kolesterol, hidrokarbon kuyruğu, dört hidrokarbon halkasından oluşan merkezi bir sterol çekirdeği ve bir hidroksil grubu ile benzersiz bir yapıya sahip 27 karbonlu bir bileşiktir. Merkez sterol çekirdeği veya halkası, tüm steroid hormonlarının bir özelliğidir. Hidrokarbon kuyruğu ve merkezi halka polar değildir ve bu nedenle su ile karışmaz.
İnsanlar kolesterolü de novo sentezleyebilir veya kolesterol moleküllerini diyetten de alabilirler. De novo sentez, biyolojide, basit moleküllerden veya öncüllerden belirli bir biyokimyasal yolla çeşitli biyomoleküllerin herhangi birinin oluşumunu ifade etmek için kullanılır. De novo sentez, karaciğerde ve bağırsaklarda meydana gelir; her organ vücuttaki toplam kolesterolün yaklaşık %10’unu oluşturur.
Aslında maddi destek istememizin nedeni çok basit: Çünkü Evrim Ağacı, bizim tek mesleğimiz, tek gelir kaynağımız. Birçoklarının aksine bizler, sosyal medyada gördüğünüz makale ve videolarımızı hobi olarak, mesleğimizden arta kalan zamanlarda yapmıyoruz. Dolayısıyla bu işi sürdürebilmek için gelir elde etmemiz gerekiyor.
Bunda elbette ki hiçbir sakınca yok; kimin, ne şartlar altında yayın yapmayı seçtiği büyük oranda bir tercih meselesi. Ne var ki biz, eğer ana mesleklerimizi icra edecek olursak (yani kendi mesleğimiz doğrultusunda bir iş sahibi olursak) Evrim Ağacı’na zaman ayıramayacağımızı, ayakta tutamayacağımızı biliyoruz. Çünkü az sonra detaylarını vereceğimiz üzere, Evrim Ağacı sosyal medyada denk geldiğiniz makale ve videolardan çok daha büyük, kapsamlı ve aşırı zaman alan bir bilim platformu projesi. Bu nedenle bizler, meslek olarak Evrim Ağacı’nı seçtik.
Eğer hem Evrim Ağacı’ndan hayatımızı idame ettirecek, mesleklerimizi bırakmayı en azından kısmen meşrulaştıracak ve mantıklı kılacak kadar bir gelir kaynağı elde edemezsek, mecburen Evrim Ağacı’nı bırakıp, kendi mesleklerimize döneceğiz. Ama bunu istemiyoruz ve bu nedenle didiniyoruz.

Kolesterol ve diğer yağların hidrofobik yapısı kan yoluyla taşınmasını imkansız hale getirdiğinden, kan dolaşımında, fosfolipid ve apolipoprotein ile paketlenerek lipoprotein (lipid+protein) adı verilen küresel parçacıklar olarak taşınırlar. Lipoproteinler hidrofilik bir dış zardan oluşur. Bu, lipid moleküllerinin vücutta kan yoluyla hareket etmesine ve onlara ihtiyaç duyan hücrelere taşınmasına izin verir.
Kanda dolaşan çeşitli lipoprotein türleri ve bunların her birinin farklı amaçları vardır. Bu lipoproteinler şunları içerir:
Hiperkolesterolemi, kolesterol ve LDL olarak adlandırılan apolipoprotein B açısından zengin lipoproteinlerin yükselmesinin bir sonucu olarak normal plazma trigliseritleri ile birlikte yüksek plazma kolesterol düzeylerinin varlığı olarak tanımlanabilir.
Hiperkolesterolemi tanımlama sınırları, her popülasyonda yaş ve cinsiyete göre düzeltilmiş 95. persantilin üzerindeki toplam ve LDL kolesterol (LDL-K) plazma seviyelerine göre belirlenebilir. Etiyolojik açıdan Hiperkolesterolemi primer ve sekonder olmak üzere iki şekilde sınıflandırılabilir:
Hiperkolesterolemi, çoğu durumda asemptomatiktir ve genellikle rutin tarama sırasında keşfedilir. Bu nedenle, kolesterol seviyesinin düzenli olarak kontrol edilmesi çok önemlidir.

Ailesel Hiperkolesterolemi, toplam kolesterol ve düşük yoğunluklu lipoprotein kolesterolünde ciddi yükselmelere neden olan otozomal dominant bir hastalıktır. Orta derecede Hiperkolesterolemi, sanayileşmiş ülkelerde yaygın bir bulgu olmasına rağmen, genel popülasyonda yaklaşık 200-250 kişide 1’de HeAH görülmektedir.
AH, erken koroner arter hastalığı için yüksek bir risk ile ilişkili olduğundan, sağlık uzmanları, fizik muayene sırasında bulunan belirtilere ve AH’yi düşündüren laboratuvar değerlerine karşı dikkatli olmalıdır. LDL-K seviyesini düşürmek için erken teşhis ve agresif yönetim, koroner aterosklerozun ilerlemesini önlemeye veya yavaşlatmaya yardımcı olur. Ayrıca AH olan bir hastanın birinci derece akrabalarının taranması durumunda diğer gen taşıyıcıları da belirlenip tedavi edilebilir.
Tendon ksantomlarının varlığının genellikle Ailesel Hiperkolesterolemi için patognomonik (belirli bir hastalık için karakteristik olan, tanı koydurucu) olduğu belirtilir, ancak durum böyle değildir. Ailesel ligandı defektif apoB-100 olan hastalarda tendon ksantomları ve yüksek LDL-K seviyeleri olabilir. 27-hidroksilaz eksikliği (Serebrotendinöz Ksantomoz) hem kolesterol hem de kolestanol (insan vücudunda ve gıdalarda küçük bir bileşendir) birikimi nedeniyle tendon ksantomlarına neden olur.
Bununla birlikte, bu nadir hastalık, referans kolesterol seviyeleri ile diğer anormalliklere (örn. demans, ataksi, katarakt) neden olur ve bu nedenle Ailesel Hiperkolesterolemi ile karıştırılamaz. Sitosterolemi (fitosterolemi), otozomal resesif geçişli nadir bir hastalık olup, bitki sterollerinin aşırı emilimi ile karakterizedir. Tendon ksantomaları, kolesterol seviyeleri referans aralıkta olmasına veya sadece hafif yükselmiş olmasına rağmen erken bir aşamada mevcuttur. Nadiren, dis-beta hiperlipoproteinemili hastalarda tendon ksantomları vardır.

Bu hastalarda doğumda veya erken çocukluk döneminde kutanöz ksantomalar olabilir. Çeşitli ksantom türleri genellikle yaşamın ilk on yılında belirgindir ve homozigot durum için tanısal olan ve sarı-turuncu renklenmeleri nedeniyle diğer kutanöz ksantomlardan farklı olan düzlemsel ksantomları içerir:
Çocuklarda bazen çevresel olan korneal arkus olabilir. Normal kolesterol düzeyine sahip yaşlı erişkinlerde ara sıra mevcut olsa da, kornea arkusu çocuklarda oldukça sıra dışıdır ve bu bulgu Homozigot AH için bir incelemeye sevk etmelidir. Ek olarak, aort darlığının üfürümleri duyulabilir.
Heterozigot AH’li çocukların çoğunda tendon ksantomu veya kornea arkusu gelişmez. Yaşamlarının üçüncü on yılında, tedavi edilmemiş AH’li hastaların %60’ından fazlasında aşağıdaki resimde görüldüğü gibi tendon ksantomu gelişir.
Ksantomlar genellikle ellerin Aşil tendonları ve metakarpal falangeal ekstansör tendonlarında görülür. Pek çok ders kitabında, heterozigot hastalardaki tendon ksantomalarının kaba muayenede kolayca görülebildiği belirtilir. Ne yazık ki, bu çoğu zaman böyle değildir. Aşil tendonu ksantomalarının tespiti için basit muayene yerine dikkatli palpasyon gerekli olabilir. Yaygın olarak kalınlaşmış bir tendon veya belirgin düzensizlikleri olan bir ksantoma düşündürür.

Biranın öyle düşünmeden kafaya dikip susuzluğunuzu gidereceğiniz bir içki olduğunu sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Yapımında sadece su, tahıl, maya ve şerbetçiotu kullanılmasına rağmen sayısız türde üretilebilen bu halk içkisi insan medeniyetiyle neredeyse yaşıt, şaraptan ise bin yıl daha eski. Sanayi Devrimi’ne kadar tarihin her döneminde ve coğrafyasında kadınlar tarafından üretilen bira uzun yıllar halkların beslenme rejiminin önemli bir parçası olmuş. “Bu kitabın konusu da işte bu halk içeceği olan biradır.”
Elinizdeki kitap, otuz yılını bu içkiye adamış bir “bira militanının” biranın çevresini kuşatan alan olarak tanımladığı “Bira Diyarı”na yapacağınız yolculukta kullanışlı bir rehber niteliğinde. Bira yapımından biranın tarihteki yerine, bira türlerinden tadıma, ambalajından saklanmasına, hangi yemeklerle ne tür bira içilebileceğinden sağlıkla ilişkisine, bira ülkelerinden bira festivallerine ve dünyanın önemli tadım merkezlerine dek her şeyi bu kitapta bulabilirsiniz.
“Uygar şarapla avam bira karşılaştırmasına son vermenin zamanı geldi de geçiyor.”
“Rick Kempen birayı ilgilendiren her konunun önemli bir temsilcisi. Bol miktardaki bira bilgisini ustalıkla, hevesle ve mizahi bir dille genel okur için bir araya getiriyor.”
– Thérèse Boer
“Kalbi birayla dolu bir adam. Her ne kadar günümüzde küçük bira üreticilerinin yenilikçi biralarına övgü düzmek moda olsa da Rick iyi yapılmış geleneksel bir Pilsen’in kalitesini de sonuna kadar destekliyor.”
– Michel Ordeman
“Mizahi yanı kuvvetli bu kitap aynı zamanda bira dünyasını ciddiyetle inceliyor. Zevk alarak okudum.”
– Menno Olivier

Dikkatli muayene ve palpasyon ile metakarpofalangeal eklemlerin tendon ksantomaları görülebilir. Parmakları yavaşça esnetmek ve uzatmak ve tendonun hareketi ile hareket eden nodülleri izlemek bu ksantomaları daha belirgin hale getirir ve onları kutanöz veya subkutan nodüllerden ayırt eder.
Ksantelazmalar, kolesterol düzeyleri normal olan yaşlı hastalarda ortaya çıkabilir ve bu nedenle bu bulgu AH için spesifik değildir.
Poligenik Hiperkolesterolemi, aterojenik diyet (aşırı doymuş yağ, trans yağ ve daha az ölçüde kolesterol alımı), obezite ve sedanter (hareketsiz) yaşam tarzı dahil olmak üzere bir veya daha fazla faktör tarafından şiddetlenen duyarlı bir genotipten kaynaklanır.
Poligenik Hiperkolesterolemi, yüksek serum kolesterol konsantrasyonlarının en yaygın nedenidir. Düşük yoğunluklu LDL-K yükselmeleri orta düzeydedir (140-300 mg/dL), serum trigliserit konsantrasyonları referans aralığındadır.
Tendon ksantomları Poligenik Hiperkolesterolemili kişilerde bulunmaz. Tendon ksantomaları varsa, Ailesel Hiperkolesterolemi veya Ailesel Kusurlu Apoprotein B-100 doğru tanıdır. Erüptif (deri kabarcıkları ile karakterize) ksantomlar aşırı hipertrigliseridemi anlamına gelir. Ksantelazmalar mevcut olabilir, ancak mutlaka Hiperkolesterolemiyi göstermez.
Yüksek kolesterol, 190 mg/dL’den büyük, bir ana risk faktörü ile 160 mg/dL’den büyük veya iki kardiyovasküler risk faktörü ile 130 mg/dL’den yüksek bir LDL-K olarak tanımlanabilir. Önemli risk faktörleri şunları içerir:
Hiperkolesteroleminin genetik ve edinsel nedenleri vardır. Klasik genetik bozukluk, heterozigotlarda 190 mg/dl’nin üzerinde ve homozigotlarda 450 mg/dl’nin üzerinde LDL-K ile sonuçlanan LDL-reseptör genindeki mutasyonlara bağlı Ailesel Hiperkolesterolemidir. LDL reseptöründeki bu kusur, Ailesel Hiperkolesteroleminin en az %85’inden sorumludur.
Ailesel Hiperkolesterolemi, LDL reseptörünü kodlayan gendeki fonksiyon kaybı mutasyonlarından kaynaklanır. Karaciğerdeki LDL reseptör aktivitesindeki azalma, LDL’nin dolaşımdan atılma hızının azalmasına neden olur. LDL’nin plazma seviyesi, LDL üretim hızının, LDL olmayan reseptör mekanizmalarının yanı sıra artık LDL reseptörleri tarafından LDL klirens hızına eşit olacağı bir düzeye yükselir.
Ailesel Hiperkolesterolemi ile ilişkili olarak 1600’den fazla mutasyon bildirilmiştir. Ailesel Hiperkolesterolemide yüksek LDL-K seviyeleri, esas olarak LDL’nin kandan geç çıkarılmasından kaynaklanır. Ailesel Hiperkolesteroleminin diğer genetik nedenleri şunlardır:
Ailesel Hiperkolesterolemiye LDLR, APOB ve PCSK9 genlerindeki kalıtsal değişiklikler (mutasyonlar) neden olabilir ve bunlar vücudunuzun kolesterolü nasıl düzenlediğini ve kanınızdan nasıl uzaklaştırdığını etkiler. AH’li kişilerin yaklaşık %60-80’i bu üç genden birinde bulunan bir mutasyona sahiptir. Bu genlerdeki mutasyonları kontrol etmek için genetik testler mevcuttur. Bununla birlikte, AH ile ilgili bilinmeyen, muhtemelen daha fazla gen vardır.

LDL reseptörlerinin sayısındaki veya fonksiyonel durumundaki büyük bir değişiklik, serum kolesterol seviyelerini doğrudan etkiler. Karaciğer LDL partiküllerini almazsa serum LDL-K seviyeleri yükselir. Ayrıca, LDL hepatositler tarafından içselleştirilmediğinde, kolesterolün hepatik sentezi baskılanmaz. Bu, dolaşımdaki yüksek kolesterol seviyelerine rağmen daha fazla kolesterol üretimine yol açar. Bu nedenle, dolaşımdaki kolesterol seviyeleri önemli ölçüde artar. HoAH’li bebek ve çocukların total ve LDL-K düzeyleri 600 mg/dL’nin üzerindedir. HeAH’li hastalarda, LDL reseptörlerinin yarısı normaldir ve yarısı mutasyon tarafından etkisiz hale getirilir. Bu hastaların toplam kolesterol ve LDL-K seviyeleri, popülasyon ortalamasının iki katıdır. 200-400 mg/dL’lik LDL-K seviyeleri yaygındır.
Yüksek LDL-K seviyeleri, LDL reseptörlerinden bağımsız olarak karaciğer dışı hücrelerde kolesterol alımını artırır. Bu çöpçü yollar, monositler ve makrofajlar tarafından kolesterol alımına izin vererek köpük hücre oluşumuna, koroner arterlerin endotelinde plak birikimine ve erken KAH’a yol açar. Kolesterol ayrıca başta deri olmak üzere diğer alanlarda da birikerek ksantolazma ve çeşitli ksantomalara neden olur. Erken kornea arkı sık görülür ve homozigot durumdaki hastalarda, en sık olarak aort stenozu olmak üzere kapak anormallikleri, kolesterol birikimine sekonder olarak yaygındır.
Ailesel Hiperkolesterolemi, eksik veya büyük ölçüde hatalı çalışan LDL reseptörlerinin bir bozukluğudur. LDLR geni 19. kromozomun kısa kolunda bulunur ve protein 860 amino asitten oluşur. Normalde dolaşımdaki LDL’nin yaklaşık %70’ini işleyen hepatik LDL alımının birincil belirleyicisidir. LDL üzerindeki iki ligand, reseptöre, apolipoprotein B-100 (apoB-100) ve apoE’ye bağlanır. LDL reseptörü ayrıca başka bir ligandı, apoE’yi de bağlar ve bu nedenle daha doğru bir şekilde B,E reseptörü olarak adlandırılır. ApoE, VLDL ve şilomikronlar ve bunların kalıntıları, IDL ve HDL’nin bir alt sınıfı dahil olmak üzere LDL dışındaki çoğu lipoproteinde bulunur. LDL reseptörü, apoE’ye apoB-100’den daha yüksek afinite ile bağlanır ve reseptördeki bazı mutasyonlar, apoE’ye bağlanmaya izin vererek LDL’nin alımını yedekleyebilir.
1973’te yılında Goldstein ve Brown LDL reseptörünü keşfederek ve AH’nin otozomal dominant bir mutasyondan kaynaklandığını belirlediler. O zamandan beri 1700’den fazla mutasyon tanımlanmıştır ve bunların %79’u muhtemelen hiperkolesterolemik fenotip olarak ifade edilmiştir. ApoB ve proprotein konvertaz subtilisin/kexin tip 9’u (PCSK9) kodlayan genlerdeki kusurlar, AH vakalarının sırasıyla yaklaşık %5’inden ve %1’inden azından sorumludur. LDL reseptör fonksiyonu, var olmayandan normal reseptör aktivitesinin yaklaşık %25’ine kadar değişir.

Beş mutasyon sınıfı aşağıdaki gibi tanımlanmıştır:
AH dışındaki birkaç durum, ciddi şekilde yüksek LDL seviyelerine neden olur ve her birine tek bir gen anormalliği neden olur.
Ailesel Kusurlu apoB-100 olarak da adlandırılan Ailesel Ligand Kusurlu apoB-100, HeAH’den neredeyse ayırt edilemeyen bir sendromdan sorumludur. Anormal veya eksik bir LDL reseptörü yerine, bu sendroma apoB-100’ün bağlanma bölgesindeki, reseptör için bir ligand olarak rolünü engelleyen bir anormallik neden olur. ApoB-100, 4536 amino asitten oluşan tek bir polipeptit zinciridir. Gen, kromozom 2’nin kısa kolunda bulunur ve ilk tarif edilen mutasyon, amino asit 3500 için kodondaki arginin yerine bir glisin ikamesiydi. O zamandan beri aynı ve farklı kodonlarda farklı mutasyonlar tarif edilmiştir.
LDL reseptörleri hem sayı hem de fonksiyon olarak normal olmasına rağmen, LDL verimsiz bir şekilde alınır ve HeAH ile ilişkili olanlardan ayırt edilemeyen yüksek LDL-K seviyelerine yol açar. Bu hastalar, HeAH hastalarına benzer şekilde kutanöz belirtiler ve erken koroner arter hastalık riskinde artış ile başvurabilirler. LDL reseptörleri apoE ligandına göre normal olarak işlev gördüğünden, çok düşük yoğunluklu lipoproteinin, çok düşük yoğunluklu lipoprotein kalıntılarının ve orta yoğunluklu lipoproteinin alımı normaldir. Bunun sonucu, kusurlu apoB-100’lü hastaların, HeAH’li hastalardan klinik olarak daha iyi huylu bir seyir izleyebilmesi olabilir. Ailesel Kusurlu apoB-100 için homozigot hastaların klinik olarak heterozigot durumu olanlara benzer olduğu bulgusu bu varsayımı desteklemektedir.

Ciddi derecede yüksek LDL seviyelerine de neden olan yakın zamanda tanımlanmış bir diğer moleküler kusur, Otozomal Resesif (Çekinik) Hiperkolesterolemidir. Bu hastalarda LDL-K seviyeleri 400 mg/dL’nin üzerindedir; ancak heterozigot bireyler normal seviyelere sahiptir.
Sağlık hizmeti sağlayıcıları bazen Sekonder Hiperkolesterolemi’nin nedenlerini dört D’ye göre sınıflandırır: diyet (İng: “diet), metabolizma bozuklukları (İng: “disorders of metabolism”), hastalıklar (İng: “diseases) ve ilaçlar (İng: “drugs”). Kalıtsal bir hastalık olan Primer Hiperkolesterolemi’nin aksine, Sekonder Hiperkolesterolemi’nin nedenleri genellikle değiştirilebilir.
Cushing Sendromu ve lupus gibi bazı otoimmün hastalıklar da Sekonder Hiperkolesterolemi ile ilişkilidir. Bazen anoreksiya nervoza gibi yeme bozuklukları toplam kolesterol ve LDL’de anormal yükselmelere neden olabilir.
Hiperkolesterolemi tanısı, trigliseritleri ve düşük yoğunluklu lipoproteinleri içeren “kötü” kolesterol seviyelerini kontrol etmek için rutin kan analizine dayanır. Kan ayrıca yüksek yoğunluluklu lipoprotein veya “iyi” kolesterol varlığı açısından da kontrol edilir.

Sindirilmemiş yiyecekler testin sonucunu etkileyebileceğinden, hastadan genellikle kan örneği alınmadan en az 10 ila 12 saat öncesinden yemek yemesi istenir. Kan testlerinin sonuçları, hastanın kardiyovasküler riskini değerlendirmek için kullanılır. Bu riskin düşük, orta veya yüksek olup olmadığı, kan testi sonuçlarına ve vücut kitle indeksi, yaş, cinsiyet, etnik köken, ve yüksek tansiyon veya diyabet gibi değiştirilebilir risk faktörlerinin varlığı gibi diğer faktörlere göre hesaplanır.
Uluslararası kabul görmüş tek bir tanı kriter seti yoktur. ABD’de kolesterol seviyeleri, kanın desilitresi (dL) başına miligram (mg) kolesterol olarak ölçülür. Kanada ve birçok Avrupa ülkesinde, kolesterol seviyeleri litre başına milimol (mmol/L) olarak ölçülür.
Normal ve anormal kolesterol seviyeleri arasında mutlak bir sınır yoktur ve diğer sağlık koşulları ve risk faktörleri ile ilgili değerler dikkate alınmalıdır.
Klinisyenler Ailesel Hiperkolesterolemiyi çoğu zaman gözden kaçırır. Hiperkolesterolemi tespit edildiğinde ikincil nedenler ekarte edilmelidir. Ailesel Hiperkolesterolemi tanısı klinik, biyokimyasal ve genetik kriterlere dayanmaktadır. Yüksek plazma LDL-K düzeyleri, hiperkolesterolemili birinci derece akrabalar, erken koroner hastalık veya ani ölüm ve fiziki bulgular varlığında Ailesel Hiperkolesterolemi’den şüphelenilmelidir.

Erken yaşta (45 yaş altı) korneal arkus veya ksantomların varlığında bu genetik dislipidemiden şüphelenilmelidir. Ancak Ailesel Hiperkolesterolemili hastaların tamamı fiziksel bulgu göstermez.
Teşhisin kesinliği, başka kriterlerin yokluğunda bile, nedensel mutasyonların bulunmasıyla verilir. Bununla birlikte, Ailesel Hiperkolesterolemi tanısı genetik test gerektirmez, klinik teşhis için yararlı olan doğrulanmış algoritmalar vardır. Normal ve anormal kolesterol seviyeleri arasında mutlak bir sınır yoktur ve değerler diğer sağlık koşulları ve risk faktörleri ile ilişkili olarak dikkate alınmalıdır.
Daha yüksek toplam kolesterol seviyeleri, kardiyovasküler hastalık, özellikle koroner kalp hastalığı riskini artırır. LDL ya da HDL olmayan kolesterol düzeylerinin her ikisi de gelecekteki koroner kalp hastalığının habercisidir; tahmin etme konusunda bunlardan hangisinin daha iyi olduğu tartışmalıdır. Küçük yoğun LDL’nin yüksek seviyeleri özellikle olumsuz olabilir, ancak küçük yoğun LDL’nin ölçümü risk tahmini için savunulmamaktadır.
Hem homozigot hem de heterozigot AH tanısı, temel olarak, referans aralık içinde veya hafif yüksek trigliserit seviyeleri ve referans aralık içinde veya biraz düşük olan HDL-K seviyeleri ile hiperkolesteroleminin ikincil nedenlerinin yokluğunda ciddi LDL-K yükselmelerinin bulunmasına dayanır. LDL-K düzeyi 330 mg/dL’den yüksekse veya LDL-K düzeyi 95. persantilin üzerinde olan bir hastada tendon ksantomaları varsa, olası bir Heterozigot AH tanısı konulabilir. Kesin tanı ancak gen veya reseptör analizi ile konulabilir.

Serum trigliserit düzeylerinde önemli bir artış, başka bir lipid bozukluğu olasılığını artırmalıdır.
Toplam kolesterol ve LDL-K seviyeleri 600 mg/dL’nin üzerinde ve trigliserit seviyeleri referans aralığında olan HoAH’li çocuklarda ve yetişkinlerde kolesterol seviyeleri ciddi şekilde yükselir.
HeAH’li hastalarda LDL-K seviyeleri genellikle 250 mg/dL’den yüksektir ve genellikle yaşla birlikte artar. 20 yaşından küçük bir hastada 200 mg/dL’den yüksek bir LDL-K düzeyi, HeAH’yi veya muhtemelen ailesel ligand kusurlu apoB-100’ü büyük ölçüde düşündürür. Yetişkinlerde, 290-300 mg/dL’den yüksek LDL-K seviyeleri, HeAH’yi düşündürür.
Lipoprotein (a) ölçülebilir çünkü hem HeAH hem de yüksek seviyelerde lipoprotein (a) (>30 mg/dL) olan hastalar normal lipoprotein (a) seviyelerine sahip olanlardan daha kötü prognoza sahiptir. Bununla birlikte, AH’li tüm hastalar koroner kalp hastalığı için çok yüksek risk altındadır ve lipoprotein (a)’nın tedavi için özel olarak hedeflenmesi gerektiğini gösteren hiçbir veri mevcut değildir.

Diğer laboratuvar testleri, ayrıntılı öykü ve fizik muayeneden elde edilen bulgularla düşündürücü olabilir. Belirli bir bozukluğu düşündüren semptom veya bulguların yokluğunda, Sekonder Hiperkolesterolemiyi ekarte etmek için sınırlı bir çalışma yapılmalıdır. Diyabet, hipotiroidizm, karaciğer hastalığı ve böbrek hastalığını ekarte etmek için temel testler genellikle yeterlidir.
HoAH’lı hastalar, radyasyon maruziyeti ve subklinik hastalığın ciddiyeti dikkate alınarak, kalp ve aortun yılda bir kez Doppler ekokardiyografik değerlendirmesini ve mümkünse bilgisayarlı tomografi koroner anjiyografisini her 5 yılda bir veya klinik olarak endikeyse daha sık yaptırmalıdır.
HoAH’lı çocuklar, hiperkolesterolemi tedavisini yönlendirebilecek vasküler görüntüleme çalışmalarının (Pet taraması, karotis intima medial kalınlığının belirlenmesi, koroner kateterizasyon) değerlendirilmesi için bir pediatrik kardiyologa yönlendirilmelidir.
Aşil tendonunun radyografik görüntülemesi Aşil tendonu ksantomlarının doğru bir şekilde ölçülmesine yardımcı olur, ancak bulgular lipid yönetimini değiştirmez.

Lipoprotein elektroforezi pahalıdır ve AH tanısı için gereksizdir. Ayrıca, hazırlayıcı ultrasantrifüjlemenin yokluğunda, herhangi bir lipid bozukluğunun araştırılmasında yeri yoktur. Açlık lipit analizi yüksek trigliserit seviyelerini ortaya çıkarırsa ve AH tanısı şüpheliyse, beta kantifikasyonu (ultrasantrifügasyon ve elektroforez) büyük bir lipit merkezinde yapılabilir.
LDL reseptör analizi, spesifik LDL reseptör kusurunu belirlemek için kullanılabilir. Ancak bu analiz sadece belirli araştırma laboratuvarlarında yapılabilir ve pahalıdır; ve sonuçların yönetim üzerinde hiçbir etkisi yoktur. LDL reseptörü veya apoB-100 çalışmaları, HeAH’yi benzer ailesel kusurlu apoB-100 sendromundan ayırt etmeye yardımcı olabilir, ancak bu bulgu tedaviyi değiştirmeyecektir.
Alışılmadık derecede yüksek bir LDL-K seviyesinin varlığı, kutanöz bir lezyonun tanımlanmasını basit hale getirmelidir. Olası varlıklar arasında ksantolazmalar veya ksantomlar bulunur.
Bir kutanöz lezyonun tanımlanması belirsizse ve HeAH tanısı belirsizse biyopsi yapılabilir. Hem ksantolazmalar hem de AH’nin ksantomları kolesterol birikimleri içerir. Buna karşılık, şiddetli hipertrigliseridemisi olan hastalarda (>1000 mg/dL seviyeleri) erüptif ksantomlar trigliserit (yağ) içerir.

Ailesel Hiperkolesterolemi’nin ayırıcı tanısı aşağıdakileri içerir:
Hiperkolesterolemi tedavisinin temel taşı, sağlıklı bir yaşam tarzı, optimum ağırlık, sigara içmemek, haftada 150 dakika egzersiz yapmak ve doymuş ve trans yağ asitleri düşük, lif, meyve, sebze ve yağlı balıklarla zenginleştirilmiş bir diyettir. Diğer tedavi seçenekleri arasında kolesterol düşürücü ilaçlar bulunur.
Hiperkolesterolemili çocukların yönetimi, kolesterolü düşürmeye ve diğer kardiyovasküler risk faktörlerini azaltmaya odaklanan yaşam tarzı müdahaleleriyle başlar. Bu müdahaleler, diyet değişiklikleri, artan fiziksel aktivite ve tütün sigarasının ortadan kaldırılmasını içerir. Optimum uyum için tüm aile dahil edilmelidir.
Kardiyovasküler Sağlık Entegre Yaşam Tarzı Diyeti (CHILD-1), 2 yaşından itibaren yüksek kardiyovasküler risk taşıyan tüm çocuklar için önerilen ilk diyettir. Normal büyüme ve gelişmeyi sürdürmek için yeterli kalori ile düşük doymuş yağ (%10) ve düşük kolesterol (300 mg/gün) alımını önerir. Şeker ve tuz alımı da en aza indirilmelidir. 2 yaşından küçük çocuklarda diyet yağ alımı kısıtlanmaz ve bebekler için emzirme önerilir.

Tanımlanmış Hiperkolesterolemili çocuklarda daha agresif bir diyet yaklaşımı (CHILD-2) gereklidir. Bu diyet, doymuş yağ alımını toplam günlük kalorinin %7’sinden daha azına ve kolesterol alımını 200 mg/gün’ün altına sınırlar. Bu yönergelere tüm aile uymalıdır. Çocuklarda bu diyetlerin etkinliği hakkında çok az veri mevcuttur, ancak bunların kolesterol seviyelerini iyileştirdiği görülmektedir. Daha da önemlisi, normal büyüme ve gelişmeye müdahale etmezler. Bitki stanolleri ve steroller, suda çözünür lif, soya proteini veya omega 3 yağ asitleri ile ek diyet takviyesi, LDL-K’nin azalmasını artırabilir. Ancak, çocuklarda yapılan çalışmaların çoğu küçüktür; bu nedenle, genel önerilerde bulunulmadan önce daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.
Çocuklarla ilgili veriler sınırlı olmakla birlikte, artan fiziksel aktivite ve hareketsiz davranışlarda azalma, açlık lipid profillerini iyileştirebilir ve hatta kardiyovasküler hastalık riskini azaltabilir. Ayrıca, artan fiziksel aktivitenin kan basıncı, Vücut kitle indeksi ve glikoz seviyeleri gibi diğer kardiyovasküler risk faktörleri üzerinde olumlu bir etkisi olduğuna dair güçlü kanıtlar vardır. Ulusal Kalp, Akciğer ve Kan Enstitüsü (NHLBI) yönergeleri, 5 yaş ve üstü çocuklar için haftada 3 gün şiddetli fiziksel aktivite ile günde 1 saat orta ila şiddetli aktivite önermektedir. Televizyon ve video oyunları da dahil olmak üzere toplam ekran süresi günde 2 saat veya daha az ile sınırlandırılmalıdır.
Kalıtsal Hiperkolesterolemili çocuklarda diyet müdahaleleri ve artan fiziksel aktivite nadiren yeterlidir. 6 aylık uygun bir yaşam tarzından sonra kolesterol seviyeleri önemli ölçüde azalmazsa, farmakolojik tedavi düşünülmelidir. NHLBI yönergeleri, aşağıdaki koşullarda 10 yaşından büyük çocuklar için statin tedavisinin başlatılmasını önerir:
8 ve 9 yaşlarındaki çocuklarda, 6 aylık diyetten sonra LDL-K ısrarla 190 mg/dL’den fazla ise ve ailede pozitif erken kardiyovasküler hastalık öyküsü veya diğer ek risk faktörleri varsa statin tedavisi düşünülebilir. Tıbbi tedavi ihtiyacına ilişkin kararlar, en az 2 hafta, ancak en fazla 3 ay arayla elde edilen en az iki açlık lipid profilinden elde edilen sonuçların ortalamasına dayanmalıdır.

Ailesel Hiperkolesterolemi, farklı kılavuzlar ve Bilimsel Dernekler tarafından yüksek kardiyovasküler risk olarak kabul edilen yüksek LDL-K seviyeleri ve %20’den daha yüksek kardiyovasküler hastalık riski ile karakterize edilir. Tedavinin temel amacı kardiyovasküler hastalık olaylarının azaltılmasıdır. Bu nedenle tedavi, hiperkolesterolemi ve diğer risk faktörleri için temel (farmakolojik olan ve olmayan) müdahaleleri içerir.
Kümülatif kolesterol yükü nedeniyle tedaviye erken başlanması büyük önem taşımaktadır. Erken tedavi ve uzun süreli ilaç tedavisinin koroner kalp hastalığı riskini genel popülasyona göre benzer insidansa kadar azaltabileceği veya ortadan kaldırabileceği gösterilmiştir.
Yaşam tarzı ve diğer kardiyovasküler risk faktörleri tedavinin önemli bir parçasıdır. Tüm hastalar, diyet değişiklikleri (düşük trans ve doymuş yağlar, kolesterol ve rafine şekerler), düzenli fiziksel aktivite, kilo alımından kaçınma ve sigarayı bırakma gibi yaşam tarzı değişiklikleri konusunda bilgilendirilmelidir. Ayrıca diğer ilişkili kardiyovasküler risk faktörleri (hipertansiyon, diyabet vb.) tedavi edilmelidir.
Ailesel Hiperkolesterolemi tanısı konulduktan sonra mümkün olan en kısa sürede lipid düşürücü ilaçlara başlanmalıdır. LDL-K’yi düşürmek tedavinin temel amacıdır. Yüksek doz statinler birinci basamak tedavidir. Statin monoterapisi, LDL-K’yi %50-60’a kadar düşürmeyi sağlar. Bununla birlikte, Ailesel Hiperkolesterolemi’si olan birçok hasta, başlangıç ​​LDL-K seviyelerine ve tedaviye yanıta bağlı olarak başka LDL düşürücü ajanların eklenmesini gerektirecektir. İkinci sıradaki statinlere eklenebilecek ilaçlar ezetimib, safra asidi sekestranları ve niasindir. Bu lipid düşürücü ilaçlar, statinlere karşı toleranssızlık durumunda da seçeneklerdir. En olağan yaklaşım ezetimibin eklenmesidir.

Ek seçenekler arasında lipoprotein aferezi bulunur. Bu prosedür, normalde iki haftada bir gerçekleştirilen lipoproteinlerin kandan ekstrakorporeal filtrelenmesini içerir. İlaç tedavisi etkisiz olduğunda veya tolere edilmediğinde kullanılır. LDL aferezi, LDL-K’de %60-70’e varan azalmalar sağlar. Bununla birlikte, HeAH’li hastalarda LDL aferezinin kullanımı, HeAH için PCSK9 inhibitörlerinin ortaya çıkmasından sonra azaltılmıştır, şu anda LDL-K 300 mg/dL’nin üzerinde veya koroner arter hastalığı olanlar için 200 mg/dL’nin üzerinde olduğunda yeterli farmakolojik tedaviden sonra endikedir. HoAH söz konusu olduğunda, her durumda göz önünde bulundurulması gereken önemli bir tedavidir.
HeAH’li hastalarda yaşam tarzı değişikliği her zaman yapılmalıdır, ancak kabul edilebilir LDL-K seviyeleri ile sonuçlanması pek olası değildir; bu nedenle kolesterol düşürücü ilaç (genellikle birden fazla) gereklidir.
HeAH’nin taranması ve tedavisi için 2013 Avrupa Ateroskleroz Derneği fikir birliği beyanı aşağıdaki tedavi önerilerini içerir:
Yaşam tarzı değişiklikleri, doymuş yağları, trans yağları ve kolesterolü ciddi şekilde sınırlayan bir diyet içerir. İstenilen kiloya ulaşılmalıdır. Önemli kilo kaybı tüm lipid parametrelerini (LDL-K, HDL-K, trigliseritler) iyileştirmelidir.

Aerobik ve tonlama egzersizleri, haftada 4 veya daha fazla gün, 30 dakikadan daha uzun süre yapıldığında kan lipid düzeylerini iyileştirir. Bu çabalar genellikle LDL-K seviyeleri üzerinde sadece mütevazı bir etkiye sahip olsa da, sıkı diyet müdahalesi lipid düşürücü ilaçlarla, özellikle diyetle sinerjik olarak çalışır.
%50 fonksiyonel LDL reseptörleri ile heterozigot AH hastaları, olağan kolesterol düşürücü ilaçlara mükemmel bir yanıt verir, ancak tedavi hala zordur. Önerilen LDL-K hedeflerine yaklaşmak için en güçlü 3 HMG-CoA redüktaz inhibitöründen (statinler), simvastatin, atorvastatin veya rosuvastatin ve bir veya daha fazla diğer LDL düşürücü ilaç, safra asidi sekestranları, ezetimib veya niasin tavsiye edilir. Miyopati riskini azaltmak için, statinin maksimum dozunun bir adım altında düşünülmelidir.
Herhangi bir statinin dozunu iki katına çıkarmak LDL-K’yi yalnızca %6-7 oranında düşürdüğünden, ikinci, üçüncü ve hatta dördüncü bir ajan eklemek daha etkilidir.
Şubat 2020’de FDA, ilk adenosin trifosfat-sitrat liyaz (ACL) inhibitörü olan bempedoik asidi (Nexletol) onayladı. LDL-K’nin hepatik sentezini azaltan ACL enzimi, kolesterol biyosentez yolunda HMG-CoA redüktazın yukarısındadır.

Bempedoik asit, HeAH’li veya yerleşik aterosklerotik kardiyovasküler hastalığı olan yetişkinler için ek LDL-K azalması gerektiğinde endikedir, diyete ve maksimum tolere edilen statin tedavisine yardımcı olarak hizmet eder.
Menopoz sonrası kadınlarda östrojen replasman tedavisi de LDL-K düzeylerini düşürmeye yardımcı olur, ancak bu tedavi, yararları bazen risklerden ağır basmasına rağmen, yaşlı kadınlarda olumsuz etkileri nedeniyle önerilmez.
LDL-K düzeyi konvansiyonel tedavi ile 200 mg/dL’nin altına düşürülemeyen, belgelenmiş koroner kalp hastalığı olan hastalar LDL aferezi için adaydır. Koroner kalp hastalığı olmayan ancak LDL-K düzeyi 300 mg/dL’den yüksek olan hastalar da bu müdahale için uygundur.
Homozigot AH’nin taranması ve tedavisi için 2013 Avrupa Ateroskleroz Derneği kılavuzları aşağıdaki gibi özetlenmiştir:

İyileştirilmiş diyet normalde LDL reseptörlerinin yukarı regülasyonu ile sonuçlandığından, diyet değişikliklerinin homozigot hastalarda LDL-K seviyeleri üzerindeki etkisi ihmal edilebilir (çünkü yukarı regüle edilecek reseptör yoktur), ancak yaşam tarzı değişikliklerinin başka kardiyovasküler faydaları vardır ve şiddetle teşvik edilmelidir.
Karaciğer nakli, ameliyatın kendisi ve uzun süreli immünosupresyon ile ilişkili önemli riskler nedeniyle nadiren yapılır. Ancak yeni bir karaciğer, fonksiyonel LDL reseptörleri sağlar ve LDL-K seviyelerinde çarpıcı düşüşlere neden olur.
Diyet değişikliği ile bir bireyin lipid seviyelerindeki iyileşme derecesini tahmin etmek zordur çünkü temel diyetin yapısı, hasta uyum derecesi ve bireyin genetik olarak belirlenen diyete LDL tepkisi dahil olmak üzere birçok değişken yanıtı etkiler. Önemli diyet değişiklikleri yapmak isteyen heterozigot hastalarda en az %15’lik bir azalma beklenebilir.
2001 NCEP ATPIII kılavuzları, koroner kalp hastalıklarının önlenmesine yönelik çok yönlü bir yaklaşımı vurgulamaktadır. Belirlenmiş Terapötik Yaşam Tarzı Değişiklikleri, özellikleri arasında artan fiziksel aktivite, kilo verme ve diyet modifikasyonu yer alır. Lipid anormallikleri olan tüm hastalar için aynı diyet önerilir.

Toplam yağı kısıtlamak, doymuş yağ, trans yağ ve kolesterol alımını azaltmaktan daha az önemlidir. Ayrıca, toplam yağ oranı çok düşük olan diyetler karbonhidratlarda yüksektir, bu da trigliserit düzeylerini yükseltebilir ve HDL-K düzeylerini düşürebilir. Tekli doymamış yağların (örneğin, zeytin ve kanola yağları, avokado, kuruyemişler) karbonhidratların yerine kullanılması LDL-K düzeylerini artırmaz ve kilo alımı olmadığında, yağ oranı çok düşük bir diyet uygulayan hastalarda HDL-K düzeylerini artırabilir ve trigliserit düzeylerini düşürebilir.
Diyetler tam tahıllar, tam meyve, baklagiller ve diğer sebzelerden zengin olmalıdır. Bu gıdalar, küçük (yaklaşık %5) kolesterol düşürücü etkiye sahip çözünür lif bakımından yüksektir; ayrıca kardiyoprotektif olabilen antioksidanlar ve flavonoidler bakımından da yüksektir.
Egzersizin birçok kardiyovasküler faydası vardır ve kan lipid düzeylerini iyileştirebilir. Kan basıncını düşürme ve insülin direncini düşürme üzerindeki daha büyük etkisi nedeniyle aerobik egzersiz yapmak için daha fazla zaman harcanması gerekse de, direnç eğitiminin de faydaları vardır.
Koroner arter hastalığı veya iskemik kalp hastalığını düşündüren semptomları olan hastalar, yeni bir şiddetli egzersiz programına başlamadan önce semptomla sınırlı bir egzersiz stres testinden geçmelidir.

Sekonder Hiperkolesterolemi edinsel olduğu için, tedavinin önemli bir yönü yaşam tarzı değişikliğidir. Gerektiğinde kolesterol düşürücü ilaçlar da yardımcı olabilir.
Diyabet ve hipotiroidizm gibi altta yatan metabolik nedenlerin çoğu kroniktir ve kontrol edilebilir fakat tedavi edilemezdir. Hepatit C gibi diğerleri tedavi edilebilir, ancak karaciğere verilen hasar tedaviden sonra bile yüksek lipid seviyelerine neden olabilir.
İlaca bağlı Hiperkolesterolemi, genellikle neden olan ilacın dozu durdurularak veya azaltılarak ortadan kaldırılabilir.
Statin (HMG-CoA redüktaz inhibitörü) sınıfı ilaçlar, hiperkolesterolemi tedavisinde devrim yarattı. Statinler oldukça etkilidir ve çok iyi tolere edilir. Bu nedenle, düşük yoğunluklu lipoprotein kolesterolü (LDL-K) azaltmak için genellikle başka ilaçlara ihtiyaç duyulmaz.

HMG-CoA redüktaz inhibitörleri (statinler), HeAH’li hastalarda LDL-K yükselmelerinin tedavisi için tercih edilen ilaçlardır çünkü en yüksek etkinliğe sahiptirler ve kolayca tolere edilirler ve çok sayıda randomize, plasebo kontrollü çalışma, statinler koroner morbidite ve mortaliteyi ve bazı durumlarda toplam mortaliteyi azaltır. En güçlü statinler olan rosuvastatin ve atorvastatinin, onaylanmış maksimum dozlarında LDL-K düzeylerini %50-60 oranında düşürmesi beklenebilir.
Statinler, kolesterol sentezinde hız sınırlayıcı enzim olan HMG-CoA redüktazı inhibe eder. Hepatosit kolesterolündeki azalma, LDL (B,E) reseptörlerinin yukarı regülasyonuna neden olur ve bu da plazma LDL düzeylerini düşürür. Statinler, Hiperkolesterolemiyi tedavi etmek için diyet ve egzersizle birlikte kullanılır ve en güçlü LDL düşürücü ilaçlardır. Tüm statinlerin orta düzeyde trigliserit düşürücü ve HDL yükseltici etkileri vardır.
Bu gruptaki ilaçlar aşağıdakileri içerir:
Vitaminler kolesterol seviyelerini düşürmeye yardımcı olabilir. Ancak, uzman bir doktorla konuşmadan kullanmaya başlanmamalıdır. Bu gruptaki vitaminler aşağıdakileri içerebilir:

Bu ilaçlar bağırsaklarda kolesterol içeren safra asitlerine bağlanır ve daha sonra dışkıyla atılır. Safra asidi sekestranlarının olağan etkisi, LDL kolesterolü yaklaşık %10-20 oranında düşürmektir. Küçük dozlarda sekestranlar, LDL kolesterolünde faydalı düşüşler sağlayabilir. Safra asidi sekestranları bazen kolesterol düşüşünü arttırmak için bir statin ile birlikte reçete edilir. Bu ilaçlar birleştirildiğinde, etkileri bir araya gelerek LDL kolesterolü %40’tan fazla düşürür. Bu ilaçlar trigliseritleri düşürmede etkili değildir.
Bu gruptaki ilaçlar aşağıdakileri içerebilir:
Mevcut ilaçlara ve diğer tedavilere ek olarak piyasada çeşitli ajanlar ortaya çıkmaktadır. Bunlardan bazıları aşağıdakileri içerir:
Proprotein konvertaz subtilisin/keksin tip 9 (PCSK9) inhibitörleri, PCSK9 tarafından LDLR degradasyonunu azaltır ve böylece LDL-K klirensini iyileştirir ve plazma LDL-K’yi düşürür. Bu gruptaki ilaçlar aşağıdakileri içerir:

Adenozin trifosfat-sitrat liyaz (ACL) inhibitörleri, karaciğerde kolesterol sentezini inhibe ederek LDL-K’yi düşürür. Kolesterol biyosentez yolunda, ACL enzimi HMG-CoA redüktazın yukarı akışındadır. Bu gruptaki ilaçlar aşağıdakileri içerir:
Lipoprotein lipaz ve endotelyal lipaz, ANGPTL3 tarafından inhibe edilir ve bu da lipid metabolizmasının azalmasına neden olur. ANGPTL3’ün evinacumab tarafından inhibisyonu, lipid metabolizmasının artmasına izin vererek LDL-K, HDL-K ve trigliseritlerin azalmasına yol açar. Bu gruptaki ilaçlar aşağıdakileri içerir:
Hiperkolesteroleminin en büyük riski olumsuz kardiyak olaylardır. Ancak, statinlerin kullanıma sunulmasından bu yana, birçok çalışmada Hiperkolesterolemi ile ilişkili ölüm oranı önemli ölçüde azalmıştır. Günümüzde kolesterol düşürme, kalp hastalığının birincil önlenmesi için yararlı bir stratejidir.
Prognoz, büyük ölçüde LDL-K düzeylerinin düşürülebilme derecesine bağlıdır. HoAH’li hastalar, büyük tıbbi müdahale olmaksızın son derece sınırlı bir yaşam beklentisine sahiptir. Sigara, hipertansiyon ve diyabet gibi diğer değiştirilebilir risk faktörlerinin tedavisi koroner arter hastalık riskini daha da azaltır.

AH’li denekler üzerinde uzun vadeli prospektif çalışmalar mevcut olmadığından, iyileştirilmiş sonuçlarla ilgili kesin tahminler yapmak zordur.
Hiperkolesterolemi’nin olası komplikasyonları arasında kalp hastalığı, felç ve periferik damar hastalığı bulunur.
Hiperkolesterolemiyi tedavi etmek için kullanılan ilaçların yan etkileri, yaygın olmasa da önemli komplikasyonlara neden olabilir. Statin tedavisi ihmal edilebilir bir karaciğer toksisitesi riski taşır. Rabdomiyolize ilerleyen miyozit, statin tedavisinin nadir fakat hayatı tehdit eden bir komplikasyonudur.
Statinler, çeşitli ilaçlarla (özellikle siklosporin, ayrıca gemfibrozil, verapamil, amiodaron vb.) kombinasyon halinde miyozit riskini artırır. Niasin gut, peptik ülser hastalığı, artan insülin direnci ve şiddetli hepatotoksisiteye neden olabilir. Zaman salımlı niasin tedavisi ile fulminan karaciğer yetmezliği bildirilmiştir.

Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’ne göre, ABD’deki yetişkinlerin 73,5 milyonu veya %31,7’si yüksek LDL-K seviyelerine sahiptir ve kalp hastalığı riski normal seviyedeki insanlardan iki kat daha fazladır. Sadece %48,1’i LDL-K düzeylerini düşürmek için tedavi görmektedir.
Son veriler, klasik hastalık olan Ailesel Hiperkolesteroleminin, homozigot olarak 1/300.000 ve heterozigot olarak 1/250 tahmin prevalansına sahip olduğunu göstermektedir. Fransız Kanadalılar, Lübnanlılar ve Afrikanerler (Hollanda asıllı Güney Afrikalı) gibi belirli popülasyonlarda 1/100 kadar yüksek olabilir.
“Kolesterol” kelimesi, Antik Yunanca chole– (Türk: “safra”) ve stereos (Türk: “katı) ve ardından alkol için kimyasal son eki gelir.
Bu içeriğimizle ilgili bir sorunuz mu var? Buraya tıklayarak sorabilirsiniz.
Evrim Ağacı’na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 21/09/2022 09:08:04 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı’ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/12404
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı’ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı’na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı’ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.
Yükleniyor…
Evrim Ağacı tarafından otomatik olarak takip edilen işlemleri istediğin zaman durdurabilirsin.
[Site ayalarına git…]
© Evrim Ağacı, Tree of Evolution LLC’nin tescilli markasıdır. 2010-2022. Gizlilik Politikası.
Tüm içeriklerimiz, İçerik Kullanım İzinleri‘ne uyulduğu müddetçe kullanıma, dağıtıma ve paylaşıma açıktır.
Bu siteyi kullanan kişilerin sitedeki bütün işlemleri Kullanıcı Sözleşmesi‘nin şartlarına tabidir.

Göster


Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu



Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.


Geri dön
Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.


Geri dön
Evrim Ağacı’nda reklamları 2 şekilde kapatabilirsiniz:
Ücretsiz üye girişi yapmak: Sitedeki reklamların %50 kadarını kapatmak için ücretsiz bir Evrim Ağacı üyeliği açmanız ve sitemizi/uygulamamızı kullanmanız yeterli!
Maddi destekçilerimiz arasına katılmak: Evrim Ağacı’nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye’de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, sitemizin/uygulamamızın çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, %100 reklamsız ve çok daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.
Kreosus’ta her 10₺’lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.
Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.
Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı’na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.
Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı’ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.
YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.
Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.
Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.
Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Daha fazla bilgi almak için tıklayın
Evrim Ağacı, tamamen okur ve izleyen desteğiyle sürdürülen, bağımsız bir bilim oluşumu. Ücretsiz bir Evrim Ağacı üyeliği oluşturmanın çok sayıda avantajından biri, sitedeki reklamları %50 oranında azaltmak (destekçilerimiz arasına katılarak reklamların %100’ünü kapatabilirsiniz). Evrim Ağacı’nda geçirdiğiniz zamanı zenginleştirmek için, sadece 30 saniyenizi ayırarak üye olun (üyeyseniz, giriş yapmanızı tavsiye ederiz).
Raporlama sisteminin amacı, platformu uygunsuz biçimde kullananların önüne geçmektir. Lütfen bir içeriği, sadece düşük kaliteli olduğunu veya soruya cevap olmadığını düşündüğünüz raporlamayınız; bu raporlar kabul edilmeyecektir. Bunun yerine daha kaliteli cevapları kendiniz girmeye çalışın veya diğer kullanıcıları oylama, teşekkür ve en iyi cevap araçları ile daha kaliteli cevaplara teşvik edin. Kalitesiz bulduğunuz içerikleri eleyebileceğiniz, kalitelileri daha ön plana çıkarabileceğiniz yeni araçlar geliştirmekteyiz.

source