İklim değişikliği yeni nesli de vuruyor: Uzmandan çocuklarda görülen eko-anksiyete için hayati uyarı! – Tgrthaber

Eylül 21, 2022 0 Yazar: admin

Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Psikiyatrist Prof. Dr. Kemal Sayar, iklim değişikliğiyle çocuklarda görülme sıklığı artan eko-anksiyeteye ilişkin önemli önemli açıklamalar yaptı. Prof. Sayar, eko-anksiyetenin iklim değişikliğiyle görülme sıklığının arttığını ve çocuklarda gelecekle ilgili yoğun endişe hali olarak kendini gösterdiğini söylüyor. Bunun önüne geçmek ise ebeveynlere düşüyor.
İklim değişikliğinin neden olduğu şiddetli hava olayları dünyanın geleceğine dair endişe verirken, bu endişeyi yoğun şekilde yaşayanlarda görülen eko-anksiyete vakaları artıyor. Prof. Dr. Kemal Sayar, iklim değişikliğiyle ortaya çıkan büyük hava olaylarının, ormansızlaşmanın ve mevsimlerin kaymasının eko-anksiyeteyi destekleyen bir faktör ve gösterge olabileceğini belirtiyor.

Yazın içinde kış, kışın içinde yaz görüldüğü iklim değişikliğinin, eko-anksiyete vakalarını gündeme getirdiğini belirten Prof. Sayar, şu açıklamada bulunuyor: “Eko-anksiyete, bugün Pakistan’ı vuran sel felaketlerinin, geçtiğimiz yaz Akdeniz’in ormanlarını vuran vahşi orman yangınlarının, bizi dünyanın sonuna doğru yaklaştırdığı gibi bir düşünceyle, kişilerin endişe duymaya başlaması halidir. Bunu biz klinik pratiğimizde çok fazla görmüyoruz ama sıradan insanın içinde bu bir endişe hali olarak var olmaya devam ediyor.”
30-40 sene önce böyle bir kavramdan habersiz olduğumuzu ve yakın zamanlarda iklim değişikliği sebebiyle ortaya çıkan aşırı hava olaylarının insanlarda ‘Acaba sonumuz mu yaklaşıyor?’, ‘Acaba bir tür kıyamete doğru mu gidiyoruz?’ gibi düşüncelerin hâkim olduğunu belirten Prof. Sayar, durumun tahmin edilenden daha vahim olduğunu belirtiyor.
Çocuklarda görülen eko-anksiyeteyi gelecekle ilgili yoğun endişe hali ve bir tür geleceksiz bırakılma endişesi olarak tanımlayan Sayar, konuyla ilgili açıklamasını şöyle sürdürüyor: “Çocuklarda, ‘Biz atalarımızın ve dedelerimizin yaşadığı birtakım doğal güzelliklere sahip olamayacağız.’ endişesi şeklinde kendisini gösterebilir. Bu endişe hali tabii daha küçük yaşlara doğru indikçe daha bedensel belirtiler, karın ağrıları, kalp çarpıntıları şeklinde kendisini gösterebilir ama daha ergenlik çağında bilişsel yetileri gelişmiş çocuklarda gelecekle ilgili yoğun bir karamsarlık ve ümitsizlik şeklinde kendisini gösterebilir.

Çevre ve iklim hakkında çocuklara verilen eğitimlerde “felaket senaryosu yazmak” yerine sorumluluk bilinci uyandırılması gerektiğini ifade eden Sayar, “Dünyamızda daha az karbon ayak izi nasıl bırakabiliriz? Nasıl daha sorumlu yurttaşlar olabiliriz? Çevremizi daha bilinçli bir şekilde tabiatla ilişki kurmaya nasıl sevk edebiliriz?’ sorularını yöneltmek gerekiyor. Çocuklarda hiçbir şeyin karamsar bir şekilde bitmeyeceği, bizim çabalarımızla hayatın olumlu yönde cereyan edebileceği yönünde bir bilinç uyandırmalıyız, yani aksiyoner bir umuda ihtiyaç var.” ifadelerini kullandı.

source