KOLAJEN DOSYASI | Bir çılgınlık haline geldi… Gerçekten zamanı geri alabilir mi? – Hürriyet

Kasım 28, 2022 0 Yazar: admin

Güncelleme Tarihi:
Son birkaç yıldır popülaritesi hızla artan besin desteklerinden biri de kolajenler. Kırışan ciltlerimize, ağrıyan kaslarımıza, eklemlerimize kısacası yaşlanmanın etkilerine karşı kolajen takviyesi almak bir trend haline geldi. Tablet, kapsül, sıvı, toz, hatta sakız şeklinde satışa sunulan ürünlere ulaşım çok kolay.
Peki kolajen takviyelerinden çok şey mi bekliyoruz?
Aslında vücudumuz doğal olarak kolajen üretiyor ancak 30 yaşından itibaren bu proteinin üretimi yavaşlıyor. İşte bu nedenle yaş aldıkça cildimiz elastikiyetini kaybediyor ve kırışıklıklarımız oluşmaya ve eklemlerimizde sorun yaşamaya başlıyoruz.
Peki kolajen takviyeleri mucizevi sonuçlar beklemek ne kadar doğru?  
Kolajen sadece bir yapı taşı değil, dokularımızın yapısını korumanın yanı sıra, hücreler arasında sinyallerin dağıtılmasında da aktif bir rol oynuyor. Vücudumuzun bağışıklık tepkisini onarmak için hücrelerin hareketini düzenlemeye yardımcı oluyor, hasarı onarıyor. Bu nedenle sağlıkçılar yaralar ve yanıklardan diyabetik ülserlere kadar pek çok sorunu tedavi etmek için uzun süredir kolajen bazlı malzemeler kullanıyor. Yapılan araştırmalara göre, insanlarda ve diğer memelilerde bulunan proteinlerin yaklaşık üçte biri 28 farklı kolajen türünden oluşuyor.
Kolajen üretiminin yavaşlama derecesi kişiden kişiye değişiyor. Sigara ve alkol tüketimi, güneş maruziyeti, rafine şeker ve aşırı işlenmiş gıdaları süreci olumsuz etkileyebiliyor. İşte sahip olduğumuz kolajeni yapay olarak yenileme ihtimali kolajen takviyeleri için muazzam bir talep yarattı. Kolajen tozları, sakızlar, kapsüller ve içecekleri, 2027 yılına kadar 5,85 milyar sterlin değerinde olması beklenen bir endüstriye dönüştü.
ARAŞTIRMALARIN ÇOĞUNU KOZMETİK ENDÜSTRİSİ FİNANSE EDİYOR
Bugüne kadar kolajen takviyelerinin faydalarına dair pek çok rapor yayınlandı. Birçok influencer ve Jennifer Aniston ve Kate Hudson gibi ünlüler bu ürünlerin cildi dolgunlaştırıp pürüzsüzleştirdiğini, saça hacim tırnaklara güç kazandırdığını anlatıyor ancak bunların gerçekte ne kadar etkili olduklarına dair bağımsız bir değerlendirme yapmak neredeyse imkânsız çünkü Guardian’ın iddiasına göre konuda yapılan araştırmaların önemli bölümünü kozmetik endüstrisinin kendisi finanse ediyor.
‘BAŞTA BUNUN BİR ALDATMACA OLDUĞUNU DÜŞÜNDÜM AMA…’
Öte yandan Guardian’a konuşan dermatologlar, kolajenin cilt sağlığına yardımcı olabileceklerine dair bazı kanıtlar olduğuna inanıyor. New York‘taki Mount Sinai hastanesindeki klinik dermatoloji profesörü olan Gary Goldenberg, “Başlangıçta bu ürünlerin sadece bir aldatmaca olduğunu düşündüm ama sonra araştırmaya başlayınca aslında fark ettim ki cilt tonunu, cilt dokusunu, cilt elastikiyetini iyileştirebileceklerine dair bazı kanıtlar var, bunlar yaşlandıkça kaybettiğimiz şeyler” dedi.
Goldenberg, yine de pazarlanan tüm kolajen takviyelerinin iddia ettiklerini yapmadığına dikkat çekiyor. Goldenberg, ABD’deki Gıda ve İlaç Dairesi gibi birçok kurumun bu takviyeleri tüketicilere satılmadan önce güvenlik veya etkinliği açısından incelenmediğini, ayrıca ağır metal içeren bazı kolajen ürünleri için endişe duyduklarını dile getirdi.

KOLAJEN DOSYASI | Bir çılgınlık haline geldi... Gerçekten zamanı geri alabilir mi


Deri ve Zührevi Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Server Serdaroğlu, kolajen takviyelerinin besin takviyeleri olarak geçtiği için FDA tarafından incelenmediğini, bu tip besin takviyelerinin ülkelerin sağlık veya tarım bakanlıkları tarafından ruhsatlandırılıp onaylandığını, eczanede satılan ürünlerin ruhsatlı ürünler olması gerektiğini belirtti.
40 YAŞINDAKİLERİ 20 YAŞINDA GÖSTERMEYECEK
Goldenberg, insanların kolajenlerden mucizevi sonuçlar beklememesi gerektiğine dikkat çekerek “Bu ürünler 40 yaşındakileri tekrar 20 yaşındaymış gibi göstermeyecek” dedi. Yetersiz uyku veya sigara gibi sağlıksız alışkanlıklara karşı kolajenin yeterli olmadığını, hastaları ile yaşlanmayı geciktirme hakkında konuştuğunda, asıl meselenin daha genç görünmekle ilgili değil, aslında o yaşta en iyi şekilde görünmekle ilgili olduğunu söylediğini belirtti. 
LİTRELERCE KEMİK SUYU İÇMEK GEREK
Peki, kemik suyu veya paça çorbası içmemiz kolajen takviyeleri ile aynı işlevi görür mü?
Prof. Dr. Server Serdaroğlu, kolajen takviyeleri içerisinde bulunan kolajen hidrolizatlarının sıkıştırılmış yüksek kolajen içerdiğini, dolayısıyla ilgili miktarı alabilmek için her gün litrelerce kemik suyu veya paça çorbası içilmesi gerektiğini söyledi, böyle bir şeyim uygulamada pek mümkün olamayacağı gibi içerisindeki kolajenin vücuttaki emiliminin de yeterli olmayacağını sözlerine ekledi.
Medikal Estetik Uzmanı Dr. Elif Gürbüz ise kolajeni yeterli alıp almadığınızı değerlendirirken halihazırda tükettiğiniz yiyecekleri de göz önünde bulundurmanızı tavsiye ediyor. Sığır ve deniz ürünleri kolajeninin kemikler ve deri kolajeni açısından en zengin kaynaklar olduğunu ancak çoğu insanın bu gıdaları yemediğini, kemik suyu kolajen açısından zengin bir seçenek olduğu için “kemik suyunun kolajen üretimine yardımcı olabileceğini” söylemenin mümkün olduğunu ifade etti. Gürbüz, kemik suyunun veya paça çorbasının cilde direkt faydaları olduğunu destekleyen çok az araştırma veya kanıt mevcut olduğunu da sözlerine ekledi. 
Spor bilimcisi Christian Couppé, potansiyel olarak, aşırı kullanılmış tendonları olan tüm sporcuların kolajen takviyelerinden yararlanabileceğini söylüyor.
Couppé, aşırı kullanılan tendonlarda kolajen takviyesinin plasebo etkisine kıyasla iyileşmeyi hızlandırabileceğine dair bazı kanıtların olduğunu, bazı sporcuların kolajen alımından sonra iyileştiklerini iddia ettiklerini belirtti.
Profesör Baar, hafif ila orta şiddette egzersiz yapmadan önce hidrolize kolajen yani daha kolay çözülebilir amino asitlere parçalanan kolajen vererek iyileşme sağlanabileceğini savundu. Baar “Bazı sonuçlar dikkat çekiciydi. Tendonlarından birinde hasar olan bu sporcuyu tamamen tersine çevirebildik. Bu gerçekten heyecan vericiydi” dedi.
Baar, basketboldan mesafeli koşuya, masa tenisinden ragbiye kadar çeşitli spor dallarında aktif olan sporculara ve beslenme uzmanlarına, kolajen takviyelerinin yoğun antrenman nedeniyle zarar görmüş kemikleri, tendonları ve kıkırdağı yeniden oluşturmaya nasıl yardımcı olabileceği konusunda tavsiyelerde bulunmaya başladı.
Baar, hidrolize kolajenin antrenman programlarına dahil edilmesinin atletik performansı iyileştirmeye yardımcı olup olmayacağını araştırıyor.
Hepimizin bildiği gibi yaşlı insanlar düşmeye daha yatkın. Bunun nedenlerinden biri, gençliğimizde kaslarımızı ve tendonlarımızı esnek tutan kolajenin artık yenilenmemesi ve yaşlandıkça eklemlerimiz sertleşmesi.
Liverpool John Moores Üniversitesi’ndeki bilim adamları, şu anda yaşlı insanlara dört ay boyunca kolajen takviyesi vermenin kas ve tendonların işlevini iyileştirip, onları takılmaya ve düşmeye karşı daha az savunmasız hale getirip getirmediğini araştıran bir klinik deney yürütüyor.
Çalışmalar, atletlerde olduğu gibi hidrolize kolajenin hasarlı eklemlerin yenilenmesine yardımcı olabileceğini gösterdi. 2018’de 120 kişiden oluşan bir çalışma kolajenin eklem ağrısı ve hareketliliğinde önemli gelişmelere katkı sağladığını buldu.
Popüler kolajen algısı uzun süredir kozmetik endüstrisindeki kullanımlarıyla bağlantılı olsa da, bu gelişmeler bu dikkate değer proteini algılama şeklimizi yeniden düşünmemize neden oluyor.
SPOR YARALANMALARINDA İYİLEŞMEYİ HIZLANDIRIYOR
Ortopedi, Travmatoloji ve Mikrocerrahi Uzmanı Op. Dr. Bülent Özdemir, kolajenin vücuttaki deri, kemik, tendon, ligamentler başta olmak üzere pek çok organda bulunan bir yapısal protein olduğunu, spor yaralanmalarında takviye olarak verilmesinin iyileşmeyi hızlandırdığını belirtti. Ayrıca yaşlı hastalarda tendon esnekliğini ve kıkırdak beslenmesini artırması nedeniyle ağrıyı azaltarak düşmelerin azalmasına da yardımcı olduğunu ifade etti.
Genç hastalarda travma sonrası iyileşmeyi hızlandırmak için kolajen takviyesi kullandıklarını, yaşlı hastalarda kıkırdak hasarları için kullandıklarını söyleyen Özdemir, kolajen takviyesi yanında ileri yaşlarda düzenli olarak fizik tedavi programları ile kas ve tendon güçlenmesi yanında esneklik ve eklem hareketlerini artırmanın hedeflendiğini sözlerine ekledi.
KULLANMADAN ÖNCE MUTLAKA DOKTORA DANIŞILMALI

Dr. Elif Gürbüz, yapılan araştırmaların, birkaç ay boyunca kolajen takviyesi almanın cilt elastikiyetini (yani kırışıklıkları ve gevşekliği) ve yaşlanma belirtilerini azaltabileceğini gösterdiğini, kolajen tüketmenin yaşla zayıflamış kemiklerdeki yoğunluğu artırabileceğini belirtti ve ekledi: “Ancak bu çalışmaların sayısı az ve çoğunun kolajen markaları tarafından direkt veya dolaylı yoldan finanse edilerek desteklendiği belirtildiğinden sonuçlarda önyargı ihtimali artıyor. Yine de kolajenin umut verdiğine inanılıyor.”
Prof. Dr. Server Serdaroğlu, herhangi bir ürün kullanılmadan önce bir uzmana danışılması gerektiği gibi kolajen kullanımında da doktor tavsiyesine başvurmanın doğru olduğunu, kullanım sürelerinin ve sürecin takip edilmesinin kişinin faydasına olduğunu belirtti.
“Kolajenler, protein yapısında maddeler olduğu için nadiren de olsa alerjik reaksiyonlar ortaya çıkabilir” diyen Gürbüz de bu tip durumlarda bir uzmana danışılmasında fayda olduğunu çünkü bu reaksiyonun oluşma riskinin kullanmadan önce tespit edilemeyeceğini ifade etti. Ayrıca kolajen takviyesine başlanmadan önce özellikle hamileler, emziren anneler, deniz ürünlerine, sığır-tavuk etine alerjisi olanlar, kanser tedavisi görenler, karaciğer ve böbrek yetmezliği olan hastalar ve diyabet hastalarının da bu ürünler nedeniyle istenmeyen etkilerle karşılaşabileceği konusunda uyardı.
HANGİ TÜRÜ DAHA ETKİLİ?
Kolajenin kırışık önleyici özelliğine ve mevcut kırışıklıklara herhangi bir etkisi olup olmadığını sorduğumuz Serdaroğlu, kolajenin vücudumuzda yeni kolajen oluşumunu uyardığını, deri nemini ve elastisitesini artırdığını, bu nedenle doğrudan bir etkisi olduğunun söylenebileceğini, özellikle ilgili bölgenin elastikiyet kazanmasıyla kırışıklıkların ve sarkmaların azalmasının hedeflendiğini söyledi.
Kolajen hapı, sıvı kolajen, toz kolajen hatta sakız formunda farklı kolajen takviyesi alternatifleri var. Kolajen takviyesinin seçiminin kısmen de olsa kişisel tercihlere bağlı olduğunu söyleyen Dr. Elif Gürbüz, farklı formlardaki kolajenler arasındaki farkları anlattı:
Sıvı kolajen: Bazı üreticiler sıvı kolajenin biyolojik olarak emilimin daha hızlı, etkilerinin daha yüksek olduğunu söylese de, bunu destekleyecek yeterli bilimsel kanıt yoktur. Bununla birlikte, sıvı kolajen takviyeleri, hemen içilebilir olması açısından tüketime hazır olma avantajına sahiptir. Bu nedenle, protein tozunu yiyeceklerinize veya içeceklerinize karıştırmayı sevmiyorsanız veya damak zevkinize uygun değilse sıvı kolajen sizin için doğru seçim olabilir.
Kolajen kapsüller: Yemeğinize veya içeceğinize toz karıştırmaktan veya hazır sıvı içmekten hoşlanmıyorsanız, kolajen kapsüller seçiminiz olabilir. Kolajen tabletler yutmaktan çekinmediğiniz sürece, jelatin kapsüle sıkışmış kolajen tozu olduğundan, herhangi bir şeyle karıştırmak veya tadını almak konusunda endişelenmenize gerek kalmaz.
Kolajen likit, toz veya kapsülleri seçseniz de hidrolize kolajen, yani kolajen hidrolizat içeren ürünleri aradığınızdan emin olun. Bu terimler, satın aldığınız kolajenin en basit bileşenlerine bölünerek daha kolay sindirim ve daha iyi emilim sağladığının garantisidir.
Kolajen tozu: Bazıları ilave tatlandırıcılar, renkler ve koruyucularla satılırken, en iyi kolajen takviyeleri, sevdiğiniz sıcak ve soğuk sıvılardan akşam yemeğinize kadar her şeyle karıştırılabilir.
Gürbüz, kolajenin farklı tipleri olduğunu ve farklı dokularda farklı yoğunlukta bulunduğunu örneğin; cildin yüzde 80’ini kolajen tip 1 ve 3’ün oluşturduğunu, eğer kolajeni cildinize destek için kullanacaksanız tip 1 ve 3 kolajen karışımlarını tercih etmeniz gerektiğini söyledi.
Bilinçsiz kolajen kullanımının bazı yan etkileri olduğunu, kalbe, böbreklere zarar verdiğini söyleyen haberler duyuyoruz. Bunların doğruluk payı var mı?
Serdaroğlu, kolajenlerin karaciğeri ve böbrekleri yorması ile alakalı olarak bu durumun tamamen kullanım süresiyle alakalı olduğunu, çok uzun kullanımlarda olabileceğini ancak kolajen takviyeleri kısa aralıklarla kullanıldığı için böyle bir sorun olmasının pek muhtemel olmadığını ifade etti.
Serdaroğlu, kolajenlerin kullanım amaçlarına göre alınması gereken dozlarının farklı olduğunu, bu dozların Tarım Bakanlığı’nın belirlediği günlük alım listesindeki sınırlar içerisinde olması gerektiğini, ancak kullanılan sürenin çok uzun olmadıkça günlük olarak fazla tüketimde bilinen bir yan etkisinin olmadığını sözlerine ekledi.
Kolajen genellikle vücudun çatısı veya bedeni bir arada tutan yapıştırıcı olarak da anılır çünkü bir tutkal gibi dokuları bir arada tutmayı sağlar. Kolajen cildimizin yüzde 80'ini oluşturur ve Elastin adı verilen başka bir proteinle birlikte çalışır. İşlevi bağ dokuyu güçlendirmek, cilde dayanıklılık, sıkılık ve esneklik kazandırmaktır. Ancak 20’li yaşlardan sonra vücudumuz doğal olarak kolajen üretimini her yıl yüzde 1-2 oranında azaltmaya başlar ve yaşlandıkça kolajen yıkımımız üretimin önüne geçer. Kolajen üretimi azaldıkça cildin esnekliği azalır, daha gevşek ve kırışık bir görünüm oluşur. Ayrıca eklemlerde ağrı kısıtlılık, kaslarda gevşeme gibi bulgular ortaya çıkar.
Gürbüz, sağlık dünyası tarafından yapılan açıklamalara bakıldığında kolajen kullanmanın genel olarak güvenli bir durum olduğunu, herhangi bir hastalığı tetikleme, hızlandırma ya da vücutta yeni sorunlara yol açma gibi bir etkisi olduğunu gösteren herhangi bir bilimsel çalışmanın bulunmadığını vurguladı.
Kolajenin yan etkileri olarak görülen çoğu durumun insanların farklı bünyelere sahip olmalarından kaynaklandığını, yani bazı kişilerde nadir olarak yan etkiye benzer belirtiler görülebileceğini, genellikle ishal, midede ağırlık yanma hissi, deri döküntüsü, vücutta duyarlılık gibi semptomların çok hafif seyrettiğini sözlerine ekledi.
Geçmişte en sık kullanılan kolajen kaynakları sığır ve domuz kaynaklı olanlardı. Kolajenin elde edilmesi sırasında kullanılan teknolojik yöntemler de değişti. Geçmişte, inek kemiklerinden elde edilen sığır kaynaklı kolajen kireçlenme tedavisinde kullanılıyordu ancak beyin hastalıklarına sebep olabilmesi nedeniyle sığır kaynaklarının kullanımı azaltıldı. Yeni kaynak olarak sebzeler, algler, balıklar ve diğer bazı deniz canlılarına yönelim oldu. Özellikle kozmetik endüstrisinde tercih edilen deniz canlılarının aminoasit bileşenleri ve insan vücudu ile olan uyumu sığır kolajenine benzerlik gösterir. Ancak, daha düşük molekül ağırlığına sahip olması nedeniyle çözünürlüğü daha fazladır. Dolayısıyla, emilim oranları ve kullanım rahatlığı açısından sıvı ve marin kolajenler (deniz canlılarından elde edilen saf kolajen) daha verimlidir. İşte bu nedenle kozmetik açıdan sıvı ve marin kolajenler daha fazla tercih edilir.
Sığır kaynaklı kolajen ürünlerinin potansiyel yan etkileri nedeniyle araştırmaların deniz kaynaklı ürünlere doğru yön değiştirdiğini belirten Serdaroğlu, deniz kaynaklı kolajenlerin insan kolajeni ile yüksek homolojiye sahip, güvenli, stabil ve yüksek oranda biyolojik açıdan uyumlu olduğunu ifade etti.
En iyi sıvı kolajen ya da kolajen tozu markası ararken öncelikle kolajenlerini otla beslenen merada yetiştirilen sığır, serbest dolaşan tavuk veya avlanabilir vahşi balıklardan elde eden kolajen markaları olduğuna dikkat edin. Bu şekilde mümkün olan en kaliteli kolajeni aldığınızdan emin olabilirsiniz. Kolajen sentezine destek olması açısından alınan takviyenin bakır, çinko, C vitamini içermesi etkinliğini artırabilir.
EN İYİ KOLAJEN TAKVİYESİNİ NEYE GÖRE SEÇECEĞİZ?
Dr. Elif Gürbüz, en iyi kolajen takviyesinin hangi amaç için kullanacağına göre belirlendiğini, yani kolajen kullananların öncelikle kolajen kullanım amacını belirlemeleri gerektiğini, en iyi kolajen kullanılsa bile doğru kolajen türü kullanılmazsa istenilen beklentiyi karşılamayacağının altını çizdi ve ekledi:
“Kolajen takviyeleri cildinizi, kemiklerinizi ve eklemlerinizi iyileştiriyorsa, bunları almaya devam etmeniz gerekir ancak şunu unutmamak gerekir ki bu ağızdan aldığınız kolajenin doğrudan cildinize gideceği anlamına gelmez. Vücutta nerede ihtiyaç var ise (kemik, eklem, tendon vs) kolajen takviyesi öncelikle oraya gider.”
Dünya sağlık Örgütü (WHO) insan ve çevre sağlığı için 50’nin üzerinde belirlediği ağır metal vardır. Bu ağır metallerden bazıları arsenik, kadmiyum, kobalt, krom, bakır, cıva, manganez, nikel, kurşun, kalay ve titanyumdur. Gürbüz, aldığınız ürünün üretiminde solvent kullanılmamış olmasına ve GDO içermemesine dikkat etmeniz gerektiğini, ürünün mikrobiyolojik kontrolleri ve ağır metal kontrolü yapılmış olmasının da ürün alımında dikkat edilmesi gereken konular arasında yer aldığını belirtti.
Kolajen kullanan bazı kişiler kalp çarpıntısı ve halsizlik yaptığına dair yorumlar yapıyor. Gerçekten böyle bir etkisi var mı? KalP sağlığını etkiler mi?
KONTROLSÜZ KULLANIMI YAYGINLAŞTI
Kardiyoloji Uzm. Dr. Gülsüm Bingöl, son yıllarda özellikle kadın hastalar tarafından çok fazla ve kontrolsüz olarak kolajen takviyesi kullanımının olduğunu, dermatoloji uzmanları, plastik cerrahlar ve kas-iskelet sistemi ile ilgilenen hekimler tarafından önerildiğini ancak buradaki temel sorunun, bu ürünlerin reçete olmadan her yerden temin edilebilmesi olduğunu vurguladı.
Sıklıkla hekim önerisi olmadan, tavsiyeler üzerine bu ürünlerin kullanılmadan önce hem ihtiyacın tam olarak belirlenmesi ve kişinin bunu almaya yan etkileri ve diğer sonuçları itibariyle uygun olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiğini belirten Gürbüz, son zamanlarda çarpıntı, ritim bozukluğu ve halsizlik gibi yan etkilerin sıklıkla görülmeye başlandığını ifade etti.
Bingöl, bu durumla ilgili çok fazla çalışma ve araştırma olmamasına rağmen bu takviyelerin vücuttaki elektrolit oranlarını etkileyerek özellikle de kalsiyumu artırarak çarpıntı ve ritim bozukluğu yaptığının düşünüldüğünü, bilinen ritim bozukluğu olan hastaların doktor kontrolü olmadan hatta kardiyoloji doktorlarının önerileri olmadan bu takviyeleri almamalarını önemle vurguladı. Bunun sadece kolajen için değil, kardiyoloji pratiğinde tüm takviyeler için bu geçerli olduğunu sözlerine ekledi.
Türkiye gündeminden son dakika haberleri, bugün yaşanan en son gelişmeler, siyaset gündeminden güncel haberler ve bütün son dakika haberleri için Hürriyet’in internet haber sitesi hurriyet.com.tr; Hurriyet.com.tr haber içerikleri kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz, Kanuna aykırı ve izinsiz olarak kopyalanamaz, başka yerde yayınlanamaz.

source

Linkler