Melanom nedir, belirtileri neler? Her ben tehlikeli midir? Melanom tanısı ve tedavi yöntemleri – Formsanté

Temmuz 18, 2022 0 Yazar: admin

En yaygın görülen kanser türlerinden olan melanomun (cilt kanseri) en önemli nedeni güneş ışınlarıdır. Yüksek oranda tedavi olanağı olan bu kanser türünde belirtilerin erken fark edilmesi ve erken tanı önem taşıyor. Melanom nedir, belirtileri neler? Her ben tehlikeli midir? Melanom tanısı nasıl konur? Tedavi yöntemleri neler? Memorial Şişli Hastanesi Dermatoloji Bölümü Uz. Dr. Tuğba Kevser Uzunçakmak melanom hakkında merak edilenleri anlattı. 
Melanom, derimize ve gözlerimize renk veren melanin pigmentini üreten melanosit isimli hücrelerin kontrolsüz ve aşırı çoğalması sonucu gelişen bir deri kanseri tipidir. Beyaz tenlilerde ve orta yaş grubunda daha sık görülen bu kanser türü iç organlara yayılım yapma (metastaz) potansiyeli bulunur ve en ölümcül deri hastalıklarından biridir.
Melanom en sık deride (% 95) görülmekle birlikte; nadiren gözlerde, mukoza adı verilen ağız içinde, genital bölge gibi alanlarda ve sinir sisteminde de görülebilmektedir. Bulunduğu yere göre belirti ve bulguları değişmektedir.
Deri melanomunda klinik bulgular tümör hücrelerinin yayılımına göre değişmektedir, sıklıkla normal görünümlü deri üzerinde hızlı değişim gösteren siyah, kahverengi veya pembe renkte olabilen, erken aşamada daha düz plaklar şeklinde görülürken zamanla kanamalı ve ülsere hale gelen deriden kabarık kitleler şekilde görülür. Melanom tanısı alan hastaların yaklaşık % 30’unda kanser gelişimi daha önceden var olan benler üzerinden olmaktadır.
Bu değişim vücutta derinin herhangi bir bölgesinde, doğumsal ben adını verdiğimiz, doğumdan itibaren var olan veya yaşamın ilk iki yılın içerisinde beliren benler üzerinden olabilir. Ayrıca edinsel nevüs adı verilen yaşamın 2. yılından itibaren herhangi bir dönemde gelişen, doğumsal benlere göre nispeten daha küçük çaplı kahverengi-siyah renkli düz-yassı benler üzerinden de olabilmektedir. Bu benlerde, ABCDE kuralındaki gibi asimetri, sınır düzensizliği, çoklu renk, çap artışı ve kanama, büyüme gibi hızlı değişim görülmesi gibi bulgular melanomun en belirgin bulgularıdır.
Melanom çeşitli genetik mutasyon yani bozuklukların etkisiyle deri ve gözlere renk veren melanosit isimli hücrelerde aşırı ve kontrolsüz çoğalmanın görüldüğü bir kanser türüdür. Hücre büyümesi ve çoğalması hayatın sağlıklı devam etmesi, hücre yenilenmesi ve onarımının sağlanması için sorunsuz işleyen sistemlerdir. Bu işleyişte bazı basamaklarda bozukluk gelişmesi sonucunda hücreler kontrolsüz ve aşırı çoğalmaya başlar. Çoğu zaman vücudun savunma sistemi bu bozuklukları erken aşamada saptayıp yok etse de bazen yeterli olmamaktadır. Özellikle bağışıklık sistemi ile ilgili herhangi bir bozukluk olan immünyetmezlik tanılı bireylere, bağışıklık sisteminin ilaçlarla kısmen baskılandığı nakil hastalarına veya romatolojik hastalıkları olan kişilere rutin deri muayenesi ve taramaların yapılması gerekmektedir.
Bu durumların haricinde melanom da dahil olmak üzere deri kanserlerinin hepsinde en önemli tetikleyici faktör ultraviyole ışınlar yani güneş hasarıdır. Kişi hangi yaşta olursa olsun uzun süreli ve yoğun güneş maruziyeti olduğunda deri kanseri gelişme riski belirgin artmaktadır. Maalesef bu hasar ne kadar erken yaşta, ne kadar yoğun olursa melanom gelişimi de o kadar erken olmaktadır. Bu nedenle özellikle 10 yaş altı çocukların ultraviyole hasarından koruma konusunu üstünde durulması gereken önemli bir konudur.

Benler derimize renk veren melanosit isimli hücrelerin iyi huylu çoğalmalarıdır ve klinik özelliklerine ve belirme zamanına göre çok farklı alt tipleri bulunmaktadır. Benler çoğu zaman tehlikeli değildir ancak çok sayıda beni olan kişilerde, büyük çaplı doğumsal beni olan kişilerde, yoğun güneş hasarı ve sık solaryum öyküsü olan kişilerde benler üzerinden melanom gelişim riski artmaktadır. Eğer kişi benlerinde renk ve yapısal hızlı değişim fark ederse, hızlı büyüme, asimetri, kenar düzensizliği, kanama ve kaşıntı varsa hiç beklemeden bir dermatoloji uzmanına muayene olmalıdır.
Melanomun klinik olarak en sık görülen 4 formu vardır. Bunlar yüzeyel yayılan melanom, lentigo malign melanom, akral melanom ve nodüler melanom şeklinde isimlendirilmektedir.
Bu ana tiplerin haricinde mukozal melanom dediğimiz ağız içi, dişetleri, dilaltı veya genital bölge gibi alanlarda melanom gelişimi izlenebilir. Melanom bu bölgelerde de sıklıkla diğer alanlardaki gibi kahverengi, siyah, gri veya mavi renkte koyu renkli yamalar şeklinde başlar zamanla kabarık ve kanamalı, ülsere hale gelir.
Melanom herkeste görülebilmektedir. Ancak bazı kişilerde bu risk artmaktadır:
Melanomun tanısında klinik muayene ve dermatoskopi adını verilen büyütme yöntemi ile inceleme ilk basamaktır. Deride görülen her kahverengi veya siyah renkli lezyon ben veya deri kanseri değildir bu yüzden bu yapıların dermatoskop adını verilen cihazla yapısal özelliklerinin değerlendirilmesi gerekir. Melanom lehine şüpheli bulgular varsa mutlaka biyopsi yapılması gerekir. Melanom şüphesi olan lezyonlarda eğer lezyonun çapı ve yerleşimi uygunsa belli sınırlarda sağlam deri içerecek şekilde lezyonun cerrahi olarak tam çıkarılması gerekir. Çapı uygun olmayan çok geniş çaplı, yüz gibi alanlarda yerleşenlerde ise öncesinde küçük bir parça alınıp tanı netleştirilebilir. Hastalığın tanısı ve derinliğine dair en doğru bilgi yapılan biyopsinin patolojik incelenmesi ile sağlanır.

Melanomun tedavisi hastanın yaşı, tıbbi durumu, lezyonun yerleşim yeri, derinliği, evresi ve iç organlara yayılımı gibi durumlara göre değişmektedir. Melanom tedavisinde lezyonun cerrahi işlemle tam olarak çıkarılması temel tedavi şeklidir. Erken evre melanom hastalarında sağlam cerrahi sınırla yapılan bu cerrahi operasyon tedavide tek başına yeterlidir. Tümör kalınlığı fazla olan hastalarda ise cerrahi işlemin yanı sıra iç organlara yayılım açısından lenf bezlerinin incelenmesi, beyin MR, tomografi ve PET CT gibi iç organ taramaların, kan tahlillerinin yapılması gerekir. Lenf nodlarına ve iç organlara yayılım olan hastalarda kemoterapi ve özellikle beyin metastazı olan hastalarda radyoterapi gerekebilmektedir.
Melanomun erken dönemde yakalanabilmesinde en önemli parametreler kişinin kendi vücudunu tanıması ve belli aralıklarla periyodik dermatoloji muayenesi yaptırmasıdır. Kişi kendi kendine deri muayenesini belli aralıklarla yapmalı ve mümkünse fotoğraflamalıdır. Başta, yukarıda belirtilen risk faktörlerini taşıyan ve çocukluğunda veya yaşamın herhangi bir döneminde yoğun güneş hasarı, güneş yanığı öyküsü olan kişiler olmak üzere, mümkün olduğunca herkesin senede bir, hiçbir yakınması olmasa dahi tüm vücut dermatolojik muayenelerini yaptırmasını öneriyoruz. Unutmayalım ki bu tür değişimler özellikle erken evrede hiçbir yakınmaya neden olmamaktadır.
Ailesinde deri kanseri olan bireylerde, kseroderma pigmentozum gibi genetik hastalıklarda ve büyük çaplı veya çok sayıda doğumsal beni olan kişilerde olası deri kanseri gelişimi açısından rutin dermatolojik muayeneleri çok erken yaşlardan itibaren önerilmekte, bu şekilde melanomun erken aşamada yakalanma şansı artmaktadır.
Özellikle 40 yaş sonrasında vücutta yeni çıkan her lezyon için mutlaka uzman doktor görüşü alınmalıdır. Kendi kendine deri muayenesinde genel olarak yüz, gövde ön yüz kol ve bacaklarımızdaki değişiklikleri takip etmemiz kolay olsa da saçlı deri, kalça ve genital bölge gibi alanların kendi kendine muayene edilebilmesi ve takip edilebilmesi zordur. Bu sebeple Hastaların dermatoloji kliniklerinde mümkünse bilgisayarlı dermatoskop/dijital dermatoskop adı verilen bilgisayarlı haritalama cihazları ile ben kayıtları alınmalıdır. Dijital olarak kaydedilen benler hastanın düzenli olarak yaptırdığı taramalarda karşılaştırılarak yapay zeka ile şüpheli değişiklikler ve oluşumlar tespit edilebilmektedir. Böylece yeni gelişen ve melanom açısından değişim izlenen lezyonların erken tanı ve tedavisi sağlanabilmektedir.
İLGİLİ İÇERİKLER
 



source