Vücudunuzda bunlar oluyorsa dikkat: İşte kanserin sıklıkla rastlanan ilk belirtileri – Gerçek Gündem

Temmuz 17, 2022 0 Yazar: admin


Kanser hastalığının erken teşhisi, oldukça önemli bir konu. Bu sebeple ortaya çıkan belirtileri ciddiye alarak muayene olmak, kanserden sizi mümkün olduğunca uzak tutacaktır. Peki kanserin ilk evreleri hangi belirtiler ile gün yüzüne çıkıyor? İşte madde madde kanserin habercisi olan belirtiler…
Eğer nefes darlığı veya hırıltınız önceden yokken birden ortaya çıktı ve artık canınızı sıkıyorsa,

Geçmeyen öksürüğünüz ve göğüs ağrınız varsa,
Devamlı ateşleniyor ve hastalanıyorsanız,
Yutkunmakta zorluk yaşıyorsanız,
Lenf bezlerinizden herhangi birinde şişlik fark ettiyseniz,

Vücudunuz daha kolay morarıyor ve kanamalarınız hızlı bir şekilde durmuyorsa,
Kasık ve karın ağrılarınız düzenli hale geldiyse,
Şişkinlik yaşıyor ve hızlı kilo alıyorsanız veya ani kilo kaybediyorsanız,
Dışkınızda kan görüyorsanız,

Mideniz beslenmenize dikkat etmenize rağmen devamlı rahatsızsa,
Adet dönemi normalden uzun ve ağrılı geçmeye başladıysa,
Meme uçlarında iltihaplanma varsa direkt doktorunuza danışın, çünkü bu bir göğüs kanseri belirtisi olabilir.
Tırnaklarınızda şekil bozuklukları meydana geliyorsa,
Yüzünüz kilo almamanıza rağmen daha şiş gözüküyorsa,
İyileşmeyen yaralarınız varsa,
İştahınız birden kesildiyse ve sürekli tok hissediyorsanız,
Bu belirtilerden birkaçını fark ettiyseniz mutlaka doktorunuzdan randevu alın. Doktorunuzun yardımıyla herhangi bir belirti var ise kolayca tedavi edilecektir. Unutmayın, erken teşhis her hastalıkta en önemli adımdır.
Genellikle sinüziti akla getirir. Ancak göz tansiyonu, kafa içinde ön kısımda yer işgal eden lezyon ile bazı migren çeşitlerinde de bu his olabilir. Şakaklarda ağrı ve basınç duygusu: Gerilim tipi baş ağrıları, çene ekleminde kireçlenme, kulak önündeki tükürük bezinin hastalıkları, şakak bölgesindeki damarın mikropsuz iltihaplanması.
Tansiyon yüksekliği, boyun omurlarında kireçlenme, sinir basıları, kas spazmları gibi patolojileri düşündürür. Başta basınç hissiyle beraber görmede bulanıklık: Göz tansiyonu, gözün arka tabakalarında kanama, yırtılma olması.
Katarakt, gözün optik sisteminde bozukluk, şeker ve tansiyon hastalığına bağlı göz damarlarında hasarlanma, göz sinirinin hastalıkları, gözün saydam tabakasının hastalıkları, kafa içinde görme merkezinin hastalığı.
Tansiyon yükselmesi ve düşmesi, iç kulaktaki denge organının hastalıkları, sıvı noksanlığı, kansızlık, tuz dengesi bozukluğu, vitamin noksanlığı, kafa içinde basınç artışı, görme bozuklukları, beyin sapı hastalıkları.
Pıhtılaşma sistemi hastalıkları, kandaki pulcukların sayısının ve fonksiyonunun az olması, tansiyon yüksekliği, kan sulandırıcı ilaçların yan etkisi, burun içinde kılcal damar yumağının olması, ileri dönem karaciğer-böbrek hastalığı, burun içinde enfeksiyon.
Kulak zarında travma ya da enfeksiyona bağlı delinme olması, işitme sinirine toksik etkisi olan ilaçlar, yüksek desibelde sese maruz kalma, multipl skleroz (MS) denilen hastalığın işitme sinirine zarar vermesi, işitme sinirinin tümör ya da başka nedenlere bağlı basıya maruz kalması.
İç kulakta bulunan kemikçiklerin kireçlenmesi, kalbin hızlı veya düzensiz çalışması, tansiyon yüksekliği, menier hastalığı. Bazen araştırmalara rağmen sorunun nedeni ortaya konamayabilir.
Ağız içi enfeksiyonlar, dişlerde bakteri plaklarının olması, vitamin noksanlığı, demir noksanlığı, mantar enfeksiyonları, lupus hastalığı gibi bağışıklık sistemi hastalıkları, göz, cilt damar iltihabı da eşlik ediyorsa Behçet hastalığı.
Larenjit denilen boğaz enfeksiyonuna veya alerjiye bağlı ses tellerinde ödem olması, ses tellerinde nodül, ses tellerini yöneten sinirin felci, guatra bağlı olarak ses telleri sinirinin basıya maruz kalması, ses tellerinin aşırı kullanımı, guatr ameliyatlarında ses telleri sinirinin zarar görmesi, fazla sigara içenlerde larenks organının kanseri. Ses kısıklığı birçok kanser türünde ilk belirti olarak kabul ediliyor.
Tonsillit denilen bademcik iltihaplanması. Virüs ya da bakteri enfeksiyonları. Bademciğin lenf sisteminin hastalığına bağlı olarak büyümesi.
Ağız hijyeninin kötü olması, diş eti enfeksiyonları, diş taşları, vitamin noksanlıkları, pıhtılaşma sistemi hastalıkları, karaciğer ve böbrek hastalıkları, nadiren kan kanserine bağlı pıhtılaşma sisteminin bozulması.
Boynun ön tarafının ağrılarında lenf bezi hastalıkları, tiroit bezinin mikroplu ya da mikropsuz hastalıkları, boğaz enfeksiyonları, tükürük bezi hastalıkları. Boynun arka kısmının hastalıklarında kireçlenme, tansiyon yüksekliği, boyun fıtığı, gerilim tipi baş ağrıları, kemik erimesi.
Boynu sağa ve sola doğru çevirirken zorlanma duygusu:
Boyun omurlarında kireçlenme, tortikolis denilen boyun kaslarında spazm, boyun kaslarını yöneten sinirlerin hastalıkları, doğuştan ya da sonradan olan boyun kası hastalıkları.
Farenjit, tonsillit gibi ağız içi enfeksiyonları, dil hareketlerini sağlayan sinirin hastalıkları, ağzın arka kısmında tümör, bademciklerin büyük olması, ur, iç guatr, yemek borusunda cep-di vertikül olması.
Hareket etme ile artan eklem ağrıları genellikle kireçlenme, kıkırdak hasarı, eklem bağlarında hasar gibi mekanik nedenlere bağlıdır. İstirahat eklem ağrıları oluyorsa ve buna şişme, ısı artışı, kızarıklık eşlik ediyorsa mikroplu ya da mikrosuz iltihaba bağlı olan ağrılardır. Mikroplu olana ‘septik artrit’ denir. Mikropsuz olanlar; romatoid artrit, gut, lupus, Akdeniz ateşi artriti, enfeksiyon sonrasında olan reaktif artrit, sedef hastalığı artriti, iltihaplı bağırsak hastalığı artriti gibi hastalıklara bağlı gelişir.
Bunlar çok küçük kas liflerini içeren hafif seyirmeler tarzında olabildiği gibi kasın tamamını ilgilendiren kasılmalar tarzında da olabilir ve kol ya da bacağın istem dışı hareketine yol açabilir. Beyinden kaynaklanan istem dışı uyarılara bağlı olabileceği gibi eletrolit bozukluklarına, karaciğer ve böbrek fonksiyonlarında bozulmaya bağlı da olabilir.
Sinir dokusunu ilgilendiren mekanik ya da metabolik nedenlere bağlı ortaya çıkan bir yakınmadır. Bir kol veya bacakta bu yakınma varsa ve genellikle ağrı, kuvvet azalması gibi yakınmalar eşlik ediyorsa öncelikle sinir dokusunun omurilikten çıktığı yerden itibaren geçtiği yerlerde basıya maruz kalmış olabileceği düşünülür. Ancak kollar ve bacaklarda yaygın olarak varsa akla şeker hastalığı, üre yüksekliği, vitamin noksanlığı, sodyum, potasyum, magnezyum, kalsiyum gibi elektrolitlerin eksiklik ya da fazlalığı gelmelidir. Nadiren beyin içinde tümör ya da sinir dokusunu ilgilendiren bağışıklık sistemi hastalıkları olabilir.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

source